Her ne kadar sektörel olarak yeni yıldan beklentilerimizi aktarmanın bir yöntemi olarak “20xx yılı trendleri” ifadesini kullansak da öncelikle bu trendlerin gökten inerek stratejilerimize dahil olmayacağını, olamayacağını ve olmaması gerektiğini hatırlatmak isterim.

Hepimiz aynı arama motorlarında, aynı sosyal medya mecralarında veya iletişim kanallarında stratejiler kurguluyor olsak da oralarda görülmeye başlayan her trendin her markaya uygulanabilir olması mümkün değil. Sadece trend olduğu için bazı çalışmalara kollarını sıvayan markaların hallerini zaman zaman hepimiz görüyoruz.

Bu yüzden 2020’deki trendleri düşünmeden önce şu ana kadar gelenlerle ne yaptığımızı düşünmekte fayda var. Yepyeni şeylerin arayışına girmeden önce varolanların uygulamasında nerede olduğumuzun farkındalığına sahip olmak dahi bence yeni yıla başlamak için süper bir adım.

Bir diğer kritik konu ise hiçbir pazarlama kanalının birbirinden bağımsız düşünülmemesi gerektiği. Her bir kanal birbirini besliyor veya sabote ediyor kaçınılmaz şekilde. Kötü bir UX’e sahip bir web sitesinde en özgün ve başarılı içerik ne kadar sürdürülebilir başarı getirir? Ya da zayıf bir landing page performans pazarlamayı nasıl etkiler? 

İşte bu yüzden trendlerden daha önemli içerik pazarlaması için naçizane yeni yıl önerilerimi şöyle sıralayabilirim:

Peki ya dünyayı kasıp kavuran trendler?

Biz her şeyi zaten olması gerektiği gibi yaptık, sen bize gelecekten haber ver diyorsanız elbette yakından takip ettiklerimi paylaşabilirim. 🤩 Ama trendleri kovalarken akılda tutulması gereken anahtar kelime sürdürülebilirlik. Yapmış olmak için yapılan trend implementasyonları itibar kaybına dahi yol açabilir, iki kere düşünmek gerek. Örneğin; son zamanlarda ASMR trendi globalde markaların yaratıcılık ham maddesi haline geldi. Ama Türkiye’deki bazı markaların uygulaması ne yazık ki “yapmış olmak”tan öteye gidemedi. 😥

Dünyada popülerliği artan diğer içerik pazarlama trendleri şöyle:

“Topluluk yaratmak” yükselen trendlerden bir diğeri ve benim favorim. Sosyal medya hesaplarınızda yalnızca hediye dağıttığınızda değil, her anınızda sizinle olan ve hatta marka savunuculuğu yapabilecek bir topluluğa sahip olmak için elbette uzun vadeli ve kanallar arası bir içerik stratejisine sahip olmanız gerekiyor.

Topluluk yaratmanın benim için karşılığı “Etkileşim 2.0”. Uzun yıllardır konuştuğumuz etkileşimi arttırmanın önemi ve tüketici ile diyalog içinde olmanın zirvesi; markanızın dinamik, konuşan, soran, cevaplayan ve bir arada bulunan bir topluluğunun olmasıdır. Farklı kanallardan, aynı dili kullanarak tüketicinizle sürdürülebilir bir iletişim kurabilirseniz topluluk yaratmayı başardınız demektir.

Böyle bir topluluk sadece aktif etkileşimde olmakla kalmaz, aynı zamanda;

Bir yanıt yazın