Son Blog Yazıları
İçerik Üreticisi ve Metin Yazarı Arasındaki Farklar

İçerik üreticisi (Content Creator) ve metin yazarı (Copywriter) dendiğinde aynı kişilerden bahsedildiğini düşünüyorsunuz değil mi?

İkisi de online ya da offline platformlarda kelimeleri bir araya getiriyor ve ortaya bir içerik çıkarıyor. “E o zaman ikisi de ‘yazar’ işte!” diye düşünebilirsiniz.

Ama durum tam olarak öyle değil.

İkisinin de birbiri için köşe taşı görevi gördüğü bir gerçek. Bu yüzden ikisini de birer yetenek seti olarak ele alabiliriz. Ancak bu yetenek setlerinin benzer tarafları olsa da aralarında bazı net farklılıklar da var.

İşte bu içeriğimizde sizin için içerik üreticisi ve metin yazarı arasındaki temel farkları bir araya getirdik.

İçerik Üreticisi Kimdir?

Şirketler, içerik pazarlaması sayesinde istediği hedef kitleye ulaşabilir. Ancak içerik pazarlamasının doğru yapılabilmesinin yolu kaliteli içerik üretiminden geçiyor.

Kaliteli ve özgün içerik üretmek ise içerik üreticisinin işi. İçerik yazarı;

1.Genellikle uzun, içeriği bakımından zengin ve en önemlisi arama motoru uyumlu (SEO Friendly), on-demand içerikler üretir.
2. Bu içerikleri üretirken önceden araştırmasını yaptığı anahtar kelimeleri kullanır.
3. Zamansız içerikler (Evergreen Content) üreterek bu içeriklerin okuyucu için her zaman faydalı içerikler olmasını sağlar.
4. Son olarak içerik yazarı daha uzun ve detaylı içerikler ürettiği, içeriğinin editoryal kontrolünde daha çok söz sahibi olduğu için işinin doğası gereği gazetecilere benzer.

Siz de profesyonel içerik yazarlığının freelance ruhunu yaşamak istiyorsanız İçerik Bulutu yazar davetiyesi almak için başvuru yapabilirsiniz 🙂

Peki metin yazarının bu 4 maddeden ayrılan özellikleri neler?

Metin Yazarı Kimdir?

Metin yazarlığı, reklam veya diğer pazarlama biçimleri için metin yazma eylemi anlamına gelir.

Metin yazarları; broşür, ilan panosu, web sitesi içerikleri, e-posta, reklam, katalog ve daha pek çok metnin oluşturulmasında rol alır.

Tüm bunların yanı sıra;

1.Metin yazarı; daha çok reklam sloganı, başlık ya da basın bülteni gibi kısa formlu içerikler üretir ve bu sayede markaların reklam yaparken başvurduğu ilk isimlerdendir.
2. Metin yazarı; pazarlama materyalinin, bir kişiyi ya da bir grubu belirli bir şekilde düşünmeye ya da harekete geçirmeye ikna etmek için kullanıldığı kampanyalardaki kelimelerin yaratılması aşamasında rol alır.
3. Genelde yaratıcı içerik üretmesi beklenen metin yazarı için “kısa ve öz” olmak en önemli kriterlerdendir.

Görüldüğü gibi içerik üreticisi ve metin yazarı arasında aslında çok temel birkaç fark var. Ancak son zamanlarda metin yazarlığının içerik yazarlığına doğru kaydığı da bir gerçek. Özellikle görüntülü reklamcılık (display advertising) alanında online olarak bilinme isteği metin yazarlarını içerik üreticiliğine doğru yönlendiriyor.

Bu noktada içerik yazarları ve metin yazarları; alanlarında kendilerini geliştirmek için yanyana yürümeli ve birbirlerinin tecrübesinden yararlanmalı.

E-Ticaret ve İçerik Pazarlaması: 2018’de Uygulayabileceğiniz Yöntemler

Pazarlamacıların %93’ünün kullandığı içerik pazarlaması, yavaş yavaş dünyayı ele geçiriyor ve hiç de güç kaybedecek gibi görünmüyor. Maliyeti göz önünde bulundurulduğunda içerik pazarlaması, geleneksel pazarlamadan %62 daha ucuz olmasına rağmen 3 kat daha fazla potansiyel müşteri kazanmaya olanak sağlıyor.

İçerik pazarlamasını kısa süre içinde e-ticaret işletmenizin trafiğini, dönüşüm oranını ve daha da önemlisi satışlarını artırabilecek bir pazarlama aracı haline getirmek ise sizin elinizde. Peki ama ortada bu kadar çok içerik varken hangisine odaklanmalısınız?

E-ticaret işletmeniz için uygulayabileceğiniz en doğru içerik pazarlaması yöntemlerini ve doğru içerikle başarıya nasıl ulaşacağınızı öğrenmek için içeriğimizi okumaya devam edin!

İçerik Pazarlaması Neden E-Ticaret Markaları İçin Önemli?

İçerik, markanızın en büyük iletişim kaynağıdır. Ürün ya da hizmetlerini sadece internet üzerinden satan bir e-ticaret şirketi, potansiyel müşterileriyle sadece içerik aracılığıyla iletişime geçebilir. Müşteriler de bir ürünü ya da hizmeti sadece güvendikleri şirketlerden satın alırlar. Çevrimiçi alışveriş yapan kişilerin %88’inin karar verirken ürün yorumlarını incelemelerinin sebebi de budur. Ürününüzü satın almadan önce size güvenebileceklerinden emin olmak isterler. Peki müşterilerin güvenini kazanmanın yolu nedir? Cevap çok basit: içerik pazarlaması.

E-Ticaret İçerik Pazarlamasında Uygulayabileceğiniz 5 Yöntem

Dönüşüm oranlarınızı artıracak bir içerik pazarlaması stratejisi oluşturmak için aşağıdaki yöntemleri uygulayarak başarıya ulaşın.

1. Hedef Kitlenizi Tanıyın

Sonuç getirecek mükemmel içerikler oluşturmak için kime hitap ettiğinizi bilmelisiniz.

Peki kime hitap ettiğinize nasıl karar verebilirsiniz? Tabii ki buyer persona’yla. Buyer persona, ideal müşterilerinizin ortak özelliklerinin toplanmış olduğu bir müşteri profilidir. Bu profil genellikle isim, yaş, yaşanılan yer, iş, eğitim ve gelir düzeyi, ilgi alanları ve hobiler gibi temel bilgilerle oluşturulur.

Buyer persona’nızı olabilecek en hassas ve en doğru şekilde oluşturduktan sonra bir içerik pazarlaması stratejisi oluştururken buyer persona’ya danışmalısınız. Müşteri profilinizi analiz edin ve okumaktan keyif alacağı konular düşünün. Bunun için Facebook, Twitter ya da forumlarda araştırma yapabilir; elde ettiğiniz sonuçlara benzer içerikler üretebilirsiniz.

2. İçerik Türlerinizi Çeşitlendirin

“İçerik” dendiğinde blog içerikleriyle sınırlı olduğunuzu düşünebilirsiniz. Bir blog oluşturmak e-ticaret içerik pazarlamasına başlamak için harika bir yol olsa da içerik türlerinizi çeşitlendirmek, buyer persona’nızın okumaktan keyif alacağından emin olduğunuz içerikler üretmenize olanak tanıyacaktır. Sadece blog içeriği ürettiğinizde başka türden içerikler görmek isteyen büyük bir grubu kaçırabileceğinizi unutmamalısınız.

3. Tüm İçeriklerinizi SEO’ya Uygun Olacak Şekilde Düzenleyin

Organik trafik, e-ticaret markaları için enönemli trafik kaynağıdır. Google’da üst sıralara ulaşmak ve içerik pazarlama stratejinizden sonuç elde etmek istiyorsanız arama motoru optimizasyonu şart.

SEO konusunda bilgi sahibiyseniz anahtar kelimelerin SEO’da büyük bir rol oynadığını bilirsiniz. Ancak bulduğunuz her anahtar kelimeyi içerik içerisinde kullanmadan önce e-ticaret sitenizde en büyük etkiye sahip olacak anahtar kelimeleri araştırmak akıllıca olacaktır. (Tam bu noktada hedef kitlenizi bilmek çok önemli.) Sektörünüzle ilgili anahtar kelime araştırması yapmak için keywordtool.io gibi farklı araçları kullanabilirsiniz.

– Kısa anahtar kelimeler: Genelikle ürün ve hizmet sayfalarında kullanılır, ticari amaçlı anahtar kelimelerdir, bu yüzden bu tür anahtar kelimelerde rekabet fazladır. Örn: erkek spor ayakkabı

– Long-tail keyword: Genellikle blog gibi pazarlama içeriklerinde kullanılır, ticari amaç gütmedikleri için okuyucunun güvenini ve bununla bğlantılı olarak satışları etkiler. Örn: yaşlı erkekler için en iyi spor ayakkabı

Bulduğunuz anahtar kelimeleri URL, meta başlıkları ve açıklaması, başlık etiketleri ve on-site içerikte kullanmalısınız. Bu, arama motorlarının içeriğinizin ne hakkında olduğunu anlamasına ve sayfanın sıralamasına karar verilmesine yardımcı olur.

4. Eski İçeriklerinizi Güncelleyin

Eski içeriklerinizi güncelleyerek organik arama stratejinizi bir adım daha ileri alabilirsiniz. Peki ya neden? Çünkü taze içerik Google için bir adım daha öndedir. Google’ın algoritması, bir kullanıcının sorgusu için en alakalı sonuçları gösterecek şekilde tasarlanmıştır. Bu yüzden her zaman evergreen (sürekli) içeriklerle güncel içerikleri aynı anda kullanmalıyız. Müşterilerinize yılın her günü faydalı sağlayacak içeriklerin yanı sıra günümüzle alakalı taze içerikler de sunmalısınız. Mevsimsel ya da dönemsel içeriklerinizi meta başlıklarını yenileyerek ya da içerikte bahsedilen eski ürünleri yenileriyle değiştirerek güncelleyebilirsiniz.

Google Analytics hesabınıza gidin ve hangi içeriklerin trafiğinin azaldığını tespit edin. Trafiği azalan içerikleriniz içinse şu adımları uygulayın: yeni veri göstergeleri ekleyin, yenilediğiniz içeriğinize iç bağlantılar ekleyin, belirli kısımları baştan yazın, mevcut yıl için uygun hale getirin (örneğin içerik 2015 yılında yazıldıysa tarihleri mevcut yıla göre güncelleyin), yeni bir anahtar kelime araştırması yapın.

5. Tutarlı Olun

E-ticaret içerik pazarlaması için son adım çok basit: tutarlı olmak. Bloglarında düzenli olarak lobg içeriği yayınlayan pazarlamacıların %82’si uyguladıkları inbound pazarlama taktiklerinden düzenli olarak olumlu bir yatırım getirisi (ROI) görmektedirler. Siz de benzer bir içerik stratejisi oluşturarak benzer sonuçlar elde edebilirsiniz.

Markanız için en uygun programı belirleyin. Ayda kaç adet içerik yayınlayabilirsiniz? Cevabınıza göre bir yayın planı hazırlayın. Örneğin ayda 4 içerik için yayın gününüz her hafta aynı olmalıdır. Eğer internet kullanıcıları her hafta Salı günü bir içerik yayınlamanızı bekliyorlarsa her hafta Salı günü blogunuzu ziyaret edeceklerdir. Trafik çekmenin önemli olduğunu unutmayın. Web sitenizi ziyaret eden birileri yoksa satışa dönüştürebileceğimiz potansiyel müşterileriniz de yok demektir. Bu yüzden sık sık ve düzenli olarak içerik yayınlayın. Çünkü içerik, e-ticaret sitenizin ziyaretçileriyle aranızda bir bağ kurmanın en önemli yoludur.

Yayınlayacağınız içeriklerin kaliteli olduğundan emin olun. Bir güven ilişkisi kurmak isteyeceğiniz ziyaretçilerinize kalitesiz, fayda sağlamayan, vasat içerikler sunmak istemezsiniz. Aradaki dengeyi bulun ve markanız için en uygun olacak içerik planını oluşturun. Her hafta 4 adet kötü içerik yayınlamak yerine haftada 1 kaliteli içerik yayınlamak web sitenize daha çok fayda sağlayacaktır.

İçerik pazarlamasının uzun vadeli bir yatırım olduğunu unutmayın. Müşterilerin satın alma kararlarında büyük etkisi olan güveni inşa etmek zaman alır. Güvenin oluşması ve satışlarınızın artması için sabırlı olun.

Kaynak: https://blog.salesandorders.com/ecommerce-content-marketing-2018?hs_amp=true

İlham Veren Röportajlar – Sevil Mert

Freelance çalışmanın hayaliyle yaşayan herkes için ilham olacak bir röportaj gerçekleştirdik. Çok Gezen Çok Okuyan blogunun yazarı Sevil Mert‘in freelance çalışma hikayesine kulak verin!

Keyifli okumalar!

Röportaj boyunca bol bol hikayelerinizi dinleyeceğiz ama öncesinde bize kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Merhaba, kendimden kısaca bahsedecek olursam; ben Türkiye’de haritadaki yeri en az bilinen şehirlerinden biri olan Burdur’un Karamanlı adlı ilçesinde dünyaya geldim. İlkokulu Karamanlı’da, liseyi Burdur’da okuduktan sonra üniversite için İstanbul’a geldim ve burada kaldım. İstanbul Üniversitesi’nde İngilizce İşletme Bölümünü bitirdikten sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi Yüksek Lisans Programı’nı tamamladım.

Üniversite yıllarımda çalışmaya başladım. Önce farklı bankalarda çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olarak, sonra internet bankacılığı, alternatif dağıtım kanalları derken 2007 yılında internet sektörüyle tanıştım. Ondan sonra da farklı dijital markalarda pazarlama ve iş geliştirme pozisyonlarında görev aldım. Farklı eğitim kurumlarında ve Yeditepe Üniversitesi Yüksek Lisans Programı’nda pazarlama ve CRM dersleri verdim. En son Hürriyet Emlak’ın Pazarlama Direktörü iken kurumsal hayatıma bir nokta koydum. 1 aydır hayatıma seyahat yazarı, seyahat bloggerı olarak devam ediyorum.

2008 yılından beri yani 10 yıldır Çok Okuyan Çok Gezen adlı seyahat blogumu yazıyorum. İşten ayrılana kadar her fırsatta seyahat ettim. Yaklaşık 60 ülkede bulundum ve bu seyahatlerimi blogumda paylaştım. Blogum dışında dergi ve gazetelerde de seyahat yazılarım yer aldı.

Seyahatlerim ve işim dışında farklı hobiler denemeyi, kitap okumayı, doğa yürüyüşlerini çok severim. Seyahatlerimden artan kalan zamanlarımda da hobilerime vakit ayırmaya çalışıyorum.

İşletme lisansı ve pazarlama eğitimlerinden sonra kurumsal dünyaya adım atmışsınız. O dönemi nasıl anlatırsınız?

Aslında ben okurken çalışmaya başladım. İşletme okumanın çok zor olmadığını fark edince iş hayatında deneyim kazanmamın daha faydalı olacağına karar vererek çalışmaya başladım. Üniversite dönemimde çağrı merkezlerinde vardiyalı olarak çalıştım. Yüksek Lisans yaptığım dönemde ise artık pazarlama müdürü olarak çalışıyor, bir yandan da derslere yetişmeye çalışıyordum. Benim hayatım hep yüksek tempoda hep aynı anda birden fazla şeye/yere yetişmeye çalışarak geçti 🙂

19 senelik bir kurumsal tecrübenin sonrasında sizi tamamen freelance çalışmaya teşvik eden ne oldu? “Artık freelance çalışmak istiyorum.” dediğiniz anı hatırlıyor musunuz?

Çok yoğun çalışma saatleri, seyahatlerim için kullandığım izinlerin sürekli göze batması karar verme sürecimi de hızlandırdı elbette.

Hayalim hep bir gün kurumsal hayatı bırakıp dilediğim gibi seyahat edebilmekti ama ne zaman sorusunun cevabını bilmiyordum!

Hazır olunca?

Hazır olacak mıydım?

Sürekli kendi kendime öne sürdüğüm mazeretlerle hayallerimi erteliyordum, ama bir yandan hayat beni beklemiyor akmaya devam ediyordu. 1 Nisan 2018 günü Facebook bana 5 yıl önce 1 Nisan şakası olarak işten ayrıldığımı ve Ege’ye yerleştiğimi söyleyen bir mesajımı hatırlattı! 5 yıldır dilimdeydi ama bir türlü harekete geçemiyordum! O an bir şimşek çaktı ve “doğru zaman” diye bir zamanın hiçbir zaman olmayacağını, doğru zamanın şimdi olduğunu anladım. Doğru zaman şimdiydi ve ben istifa edecektim!

Benim gibi yıllarını kurumsal hayata vermiş pek çok arkadaşımdan “ne kadar cesursun” “keşke biz de bu cesareti gösterebilsek” yorumları aldım. Halbuki ben kendimi cesur görmüyorum. Güvenli sulardan ayrılırken, başıma neler geleceğini bilmezken çok korkuyorum. Diğer yandan da bunca zaman sürekli kendime mazeretler üretip bu süreci ertelediğim için de geç kalmış bir hareket olduğunu düşündüğüm için içinde cesaret göremiyorum. Dışarıdan öyle görünmese de içerideki durum buydu.

Zaman ve mekandan bağımsız olarak çalışabilmek için uzun bir süreçten geçtiğinizi tahmin ediyoruz. Bu süreçte sizi en çok ne zorladı?

Benim işten ayrılmayı düşünme sürecim uzun bir zamana yayıldığı için zihnen bir yerden bağımsız çalışmaya çok hazırdım. Kendimde en sevdiğim yönüm bukalemun gibi bulunduğum yer ve durumlara çok hızlı adapte olabilmem. İşten ayrıldıktan sonraki ilk Pazartesi günü sabah erkenden kalkıp bilgisayarımın başına oturmuştum bile. İstifa edişimle serbest çalışmaya başlamam arasında bir geçiş süreci yaşamadım diyebilirim ama zihnen zaten kendimi çok hazırlamıştım. Dolayısıyla adaptasyon sürecim de çok kısa oldu 🙂

Bir de zaman ve mekandan bağımsız çalışmanın verdiği esnekliği çok seviyorum. Gündüz İstanbul’un sakin olduğu saatlerde dışarıdaki işlerimi halledip herkes sokaktayken evde çalışmak bana çok daha verimli geliyor.

Tabii ki çalışma sistematiğimi henüz %100 oturtabilmiş değilim 🙂 Toplantılar hala çok zamanımı alıyor, onların zaman yönetimi için farklı çözümler deniyorum. En sevdiğim kısım ise istediğim konuyla istediğim zaman uğraşabilme özgürlüğüm.

Sadece freelance çalışarak hayatını kazanmak isteyenlere neler söylemek istersiniz?

Tabii ki öncelikle ne yapacaklarına net olarak karar vermiş olmaları lazım. Freelance çalışarak hayatını sürdüren binlerce insan var ve sanıldığı gibi bir ütopyada yaşamıyorlar. Neler yapılabileceğine dair ön araştırma ve kendisini bu anlamda geliştirme sanırım işin en önemli kısmı.

Bir diğer önemli kısım ise iç disiplin ile çalışabilmek. Benim için çok kolay olsa da çevremde evden çalışmak üzere işinden ayrılıp “evde çalışamıyorum, sürekli bir işim çıkıyor” diyen arkadaşlarım var. Ofiste çalışırken de aynı zamanda bir sürü işi hallediyorduk, bu bir mazeret olmamalı. Zaman yönetimini iyi yapmak çok kritik.

Son konu ise, yerden bağımsız çalıştığınızda ofis arkadaşlarınız yok. Sıkıldığında bir mola vermek için lak lak edebileceğiniz kimse yok 🙂 Siz ve kendiniz 🙂 Eğer buna ihtiyaç duyan biriyseniz -ki bende hiç sorun olmadı- bu konuda bir çözüm geliştirmeniz gerekecektir. Ofis sosyalliği olmayınca başka sosyal ortamlar yaratmanız gerekecek.

Son olarak freelance çalışanların kullanabileceği, işlerininizi yönetmek için kullandığınız en iyi 5 aracı söyler misiniz?

Bu konuda tavsiye vermek için sanırım çok erken 🙂 Benim en çok faydalandığım uygulamaların bulut bazlı uygulamalar olduğunu söylemem gerek. Yaptığım iş nedeniyle fotoğraflarıma, yazılarıma her an her yerden ulaşabilmem çok kritik, bu nedenle dropbox ve google drive sürekli bilgisayarımda açık.

Bonus: Gezi severlere seyahat önerileriniz varsa çok kısa birkaç öneride bulunabilir misiniz?

Seyahat etmek isteyenler için çok basit birkaç önerim tabii ki var;

  1. Seyahat etmek ulaşılmaz, pahalı bir aktivite değil. Önce kendi şehrinizi, kendi ülkenizi gezerek başlayın. Sonra yakın ve ucuz ülkelerle devam edebilirsiniz. Yani vakit kaybetmeden yola çıkın 🙂
  2. Her konuda olduğu gibi seyahati hayatınızın merkezine alıyorsanız önceliklerinizi de buna uygun düzenlemeniz gerekir. Dışarıda yemek, aynı gömleğin diğer rengini satın almak yerine seyahatleriniz için para biriktirin, biriken paralara siz bile inanamayacaksınız 🙂
  3. Hava yolu şirketlerinin kampanyalarını takip etmek de bu işin bir diğer sırrı. Zamandan bağımsız çalışmanın bir faydası da herkesin yoğun uçtuğu dönemlerde uçak bileti almama gerek olmaması 🙂

Gezerken içerik üretmeye gelince; gezi yazısı yazmak için hem görsel malzeme hem de kültürel malzemeye ihtiyacınız oluyor. Bu nedenle gezerken buradan nasıl bir içerik üreteceğinizi de düşünerek gezmeniz gerek. Sosyal medya içeriğinde kullanacağınız fotoğraf ile blogda kullanacağınız fotoğraf veya bir dergiye vereceğiniz fotoğraf arasında farklar var. Bunların hepsini düşünerek gezmek ve malzeme üretmek gerekiyor.

Freelance Çalışanların Geliştirmesi Gereken Sosyal Beceriler

Kendi seçtiğiniz bir alanın uzmanıysanız bu alanla ilgili bir işin tamamlanması için gerekli olan becerilere mutlaka sahip olursunuz. Freelance endüstrinin tanıdığı en büyük imkân işte bu: İyi olduğunuz bir alanda para kazanmanızı sağlamak. Peki, freelance dünyasında başarı elde etmek için gerekli olan sosyal becerilere sahip misiniz?

Diğer bütün alanlardaki çalışanlar gibi freelance çalışanların da bazı sosyal becerilere ihtiyacı vardır. Freelancerların her şeyden önce piyasadaki konumları için mücadele vermeleri gerekir. Yeni müşteri arayışında olan ve sahip oldukları müşterilerle bağlantılarını güçlendirmek için alan uzmanlığına ek, başka beceriler de gerekir. İste sosyal beceriler de tam olarak bu noktada devreye giriyor.

Alanları ne olursa olsun bütün freelancerların sahip olması gereken sosyal becerileri sizin için derledik.

     1. İletişim Becerileri

Yeni müşteriler arıyorsanız iletişim becerisi, sahip olmanız gereken özelliklerin başında geliyor. Skype görüşmelerinde pek iyi değil misiniz? Bu, gerçek iş fırsatlarını kaçırdığınız anlamına gelebilir ama endişelenmeyin. Zaman ayırarak ve pratik yaparak video görüşmelerinde daha iyi olabilirsiniz.

İletişim becerileri bununla da sınırlı değil; yazılı iletişim de en önemli becerilerden. Yazar Ben Rogers, bu becerinin önemini şu şekilde dile getiriyor: “Önemli bir iş alacaksanız eğer, müşterilerle iyi iletişim kurmak zorundasınız. Müşterilerin bazılarının ana dili sizinkiyle aynı olmayabilir. O yüzden müşterinin ne istediğini iyi anlamalısınız. Bazı müşteriler ihtiyaçlarını anlatmakta çok iyi olmayabilir. Böyle durumlarda bir freelancer olarak üstün yazma becerilerine sahip olmanız gerekebilir. Müşterinin ihtiyacının ne olduğunu anlamak için karşı taraftan uygun bir dille ne istediğini daha açık bir şekilde anlatmasını istemelisiniz.”

İletişimi sağlıklı bir seviyede tutmaya da özen göstermelisiniz. Müşterilerinizle arkadaş olmanızı gerektiren durumlar iş dünyasında pek sık görülmez. Yapmanız gereken tek şey pozitif bir yaklaşım sergilemek ve yanlış anlaşılmaların mümkün olduğunca önüne geçmeye çalışmak.

       2. Stres Yönetimi Becerileri

Freelance endüstri büyük bir rekabet alanı.  Elinizden gelenin en iyisini yaptığınızda bile sahip olduğunuz müşterileri, aynı işi daha uygun fiyata yapacak olan diğer freelancerlara kaptırabilirsiniz. Böyle bir durumda yaptığınız işin ücretini düşürür müsünüz, yoksa fiyatı yaptığınız işin kalitesi ile doğru orantılı olarak belirlemeye devam mı edersiniz? Bir müşteri ile çok iyi anlaştığınızda artık değiştirmeniz gereken bir iş sözleşmesini nasıl iptal edersiniz?

Freelancerlar için stres çok büyük bir problemdir. Piyasadaki en iyi müşterilerle çalışmak istiyorsanız yaptığınız işin en iyisi olmalısınız. Yalnızca yaptığınız işte değil aynı zamanda uyguladığınız fiyatta da rekabetçi olmanız gerekir. Freelancer olarak çalıştığınızda hayatınız bir rutine dönüşecek. Özellikle de teslim tarihi yakın olan önemli olan işleri yetiştirmeye çalışırken bütün günü tek bir odada masa başında geçirebilirsiniz.

Gerekli olan stres yönetimi becerilerine sahip değilseniz baskı altında iyi işler çıkaramayabilir ya da işi yetiştiremeyebilirsiniz. Yoga yapın. Rahatlatıcı müzikler dinleyin. Meditasyon uygulamalarına da bir şans verebilirsiniz. Arkadaşlarınızı ihmal etmeyin. Unutmayın, bu işin dışında da bir hayatınız var!

        3. Ekip Becerileri

Bir freelancer olarak dâhil olduğunuz bütün işler aslında ekip işi. Birisi grafik tasarımdan, başka birisi de web tasarım sürecinden sorumlu olabilir. Başka bir freelancer ise işin içerik kısmını halleder. Bir pazarlama uzmanı işin reklam kısmından sorumludur. Bir takım lideri ise bir projenin bütün yönleri ile ilgilenmek zorundadır. Unutmayın, her başarılı bir projenin ardında yakın bir iletişim ve iş birliği vardır.

Eğer siz de böyle bir projenin bir parçasıysanız insanlarla işbirliği yapmanın yollarını öğrenmelisiniz. Kendi rolünüzün ne olduğunu bilmeli ve herkesin katkısı ile uyumlu olan bir yöntem bulmak için elinizden geleni yapmalısınız.

        4. Planmala Becerileri

Çoğu insan, ne zaman isterse o zaman çalışabileceğini düşündüğü için freelancer olmaya karar verir ancak bir freelancer olarak yaptığınız işte başarılı olmak ve bu işten iyi para kazanmak istiyorsanız zamanınızı düzenli bir şekilde planlamalı ve bu plana uymalısınız. Ne kadar planlı olursanız bir gün içinde o kadar fazla ve verimli iş yaparsınız. Ne kadar fazla iş yaparsanız da o kadar fazla para kazanırsınız. Aslında başarının formülü bu kadar basit.

Eğer size zamanınızı nasıl ayarlamanız konusunda direktifler veren biri yoksa ve zamanınızı planlamak tamamen size kalmışsa planlı olma sorumluluğu daha da artar ve iş daha zor bir hale gelebilir. Unutmayın: Zamanı kendiniz belirleseniz de hâlâ uymanız gereken bir teslim tarihi var.

Planlama becerilerinizi geliştirmek için şu yöntemleri kullanabilirsiniz:

  • Google Takvim: Teslim tarihlerinize uymanız için vazgeçilmez bir yardımcı;
  • Remember The Milk: Basit bir yapılacaklar listesi ve görev yönetimi uygulaması;
  • Focus Booster: İnternette geçirdiğiniz zamanının takibini yapan, ayrıntılı raporlar sunan ve aynı zamanda Promodoro zamanlayıcı özelliği ile üretken kalmanızı sağlayan bir uygulama.

        5. Problem Çözme Becerileri

Siz de problem çözme becerisini CV’sine ekleyenlerdensiniz değil mi? Eklemekte haklısınız çünkü bu, her işverenin çalışanında aradığı bir özellik. Peki, bu becerinin önemini gerçekten kavradınız mı? Ya da bu beceriye gerçekten sahip misiniz?

Problem çözme becerisinin üç ana özelliği vardır: problemin ne olduğunu anlamak, problemi analiz etmek ve problem için uygulanabilir bir çözüm sunmak. Bir freelancer olarak karşınıza farklı birçok sorun çıkabilir. Projeyi anlamayabilir, teslim tarihini geciktirebilir, müşteriniz size ücretinizi ödeyemebilir ya da yaptığınız işi yeniden yapmak zorunda kalabilirsiniz.

Zorlukların farkına varmalı ve ciddi boyutlara ulaşmadan önce problemi belirleyebilmelisiniz. Çözüm ararken ne kadar esnek davranırsanız problemlerle baş etme şekillerinizi o derece artırmış ve böylelikle daha farklı sorunlara sağlıklı çözümler getirmiş olursunuz.

Sosyal becerilerde ne kadar iyi olursanız olun, şunu unutmayın: Büyümenin sınırı yoktur. Freelancer olarak bir kariyer yapmak, kendinizi sürekli geliştirmenizi gerektiren zorlu bir süreçtir. Eğer siz de bu becerileri geliştirmek için zaman ayırırsanız mutlaka sonuçları görürsünüz.

Kaynak: https://www.tr.freelancer.com/community/articles/the-most-important-soft-skills-freelancers-need-to-develop

İçerik Bulutu Çoklu Kullanıcı Seçeneği ile Tüm Ekip Bir Arada

İçerik Bulutu yayıncıları ve Müşteri Merkezi sahibi ajanslar, saniyeler içerisinde taleplerini oluşturuyor, yüzlerce içeriği tek tuşla indiriyor, diledikleri zaman yeni ve eski tüm taleplerine kolayca ulaşıyor.

Peki, artık tüm bu süreçleri tek bir yayıncı ya da Müşteri Merkezi ekranı üzerinden, bütün içerik ekibinin kendi kullanıcı hesaplarıyla yönetebileceğinizi biliyor musunuz? Yepyeni özelliğimizi gelin yakından inceleyelim!

Tek Bir Ekran Dilediğiniz Kadar Kullanıcı!

Yayıncı ve Müşteri Merkezi ekranlarınızın sol tarafında yer alan açılır kapanır menüde artık yeni bir sekme daha var: Kullanıcılar. Bu sekme sayesinde içerik projelerini yöneten tüm çalışma arkadaşlarınızı İçerik Bulutu yayıncı hesabınıza dahil edebileceksiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey ilgili sekmeye tıklayıp “Ekle” butonuna tıklamak ve yeni kullanıcı bilgilerini girmek. Sonrasında ekip arkadaşınız bir e-posta aracılığıyla kendi şifresini oluşturup tüm süreçlere dahil olacak. İşte bu kadar kolay! Artık online bir arayüzde birlikte çalışmanın keyfini çıkarabilirsiniz.

Çoklu Kullanıcı ile Gelen Avantajlar

-Özellikle büyük ölçekli taleplerdeki onay ve revizyon süreçlerinde çalışma arkadaşlarınızdan destek isteyebilirsiniz.

-İçerik Bulutu yayıncı ekranlarını tüm ekibin kolayca ulaşacağı bir online depolama alanı olarak kullanabilir, eski ve yeni projelerinize birkaç tıkla ulaşabilirsiniz. Bu kalabalık bir ekiple çalışan ajanslar için birden fazla markanın tüm içerik verilerini tutacağı bir depolama alanı anlamına da geliyor!

-Üretilen içerikleri e-posta ile iletmek yerine ekibinizdeki kişilere birer kullanıcı hesabı oluşturup zaman kazanabilirsiniz.

-Birden fazla markanın içerik projesini yöneten bir ajanssanız her markanın temsilcilerini Müşteri Merkezi hesabınıza dahil edebilir, istedikleri markalar için ihtiyaç duydukları içerik projelerini oluşturmalarını sağlayabilirsiniz.

Tüm içerik ekibinizi İçerik Bulutu deneyiminize ortak etmek için hemen yayıncı ve Müşteri Merkezi ekranınızdaki çoklu kullanıcı özelliğini deneyin.

Hala İçerik Bulutu yayıncısı değilseniz hemen kaydolun ve içerik ihtiyaçlarınız için en iyi çözümlere ulaşın! İçerik hizmeti veren bir ajans olmak için de buraya tıklayarak Müşteri Merkezi davetiyesi talep edin!

Kim Bu İçerik Bulutu Yazarları?- 8

“Kim Bu İçerik Bulutu Yazarları?” sorusunun yanıtını bulabildiğiniz eğlenceli serimizin 8. röportajını her yeteneği ile bizi ayrı şaşırtan Yaza ile gerçekleştirdik. Yaza‘yı tanımak, freelance yaşam hakkında freelance içerik üretme ruhunu sonuna kadar yaşayan birinden tüyolar almak için sizleri bu keyifli röportajı okumaya davet ediyoruz.

1. Röportaja başlamadan önce bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Öğrencilik, çevirmenlik, editörlük, annelik, ev kadınlığı ve son olarak içerik yazarlığı tecrübelerim var. Üniversite sırasında yayınevleriyle İngilizce-Türkçe kitap çevirileri üzerine çalışmaya başladım. Zaman zaman ara versem de epeyce sevdiğim için bu işi aklım yettiğince devam ettirmek istiyorum. Hatta halihazırda elimde hoş bir kitap var. George R. R. Martin sevenler önümüzdeki sene rafları mutlaka kontrol etsin derim.

Bunun dışında üniversite sırasında Erasmus tecrübem oldu. Soğuk bir Ocak günü, ailemin ve bazı arkadaşlarımın “Ne işin var bu soğukta oralarda? Daha sıcak bir memleket bulamadın mı?” uyarılarına aldırış etmeden kalkıp Norveç’e gittim. Bir okul dönemini orada geçirdim. Kendime Çinli bir kanka, Filistin’li bir oda arkadaşı, İtalyan gezi yoldaşları, Norveçli ev sahipleri, Adrian Brody görünümlü Fransız arkadaşlar edindim. İlişkilerin bir kısmı orada kaldı, bir ikisi ise kendini bugünlere kadar taşımayı başardı. Bu tip programları es geçmesin imkanı olanlar. Eğitim bahane; okul sonrası muhtemelen ne işim var benim oralarda üşengeçliğiyle gitmek istemeyebileceğiniz pek çok şehri ve insanı bu vesileyle gezip tanımanız mümkün.

Mezun olduktan bir süre sonra 4 sene kadar bir catering firmasının kurumsal dergi editörlüğünü üstlendim. Aynı zamanda, siyasi anlamda da faaliyet gösteren kurum sahibinin çeşitli gazete ve dergilerde devam eden yazı işleriyle ilgilendim.

Sonra, yani bundan 3.5 sene kadar önce annelik serüvenim başladı. Tabii bu süreçte işler siz isteseniz de istemeseniz de epeyce bir şekil değiştiriyor. Hayatınıza aldığınız yepyeni minik adam bundan sonraki nefeslerinizde sizinle! Artık tüm planlarınıza onu da, seve seve, dahil ediyorsunuz. Böylece 4 senelik tam zamanlı çalışma hayatımı freelance’e çevirdim. Aslında zaten karakter itibariyle hep ait olduğum biçime…

Bu süreçte dönem dönem çeviri işlerini sürdürdüm. Bir öğrencilik hikayesi daha başlattım. Nihayet 2016 yılında icerikbulutu.com‘la karşılaştım.

2. Harika bir hikaye. Peki eğitiminizi nerede ve hangi alanda aldınız?

7 senelik bir Anadolu Lisesi hayatı. Sonrasında 5 senelik Boğaziçi üniversitesi Sosyoloji lisansı. Bir dönem Bergen Üniversitesi tecrübesi. Son olarak İkinci Üniversite programı aracılığıyla İstanbul Üniversitesi tarih bölümü (hala 3. sınıf öğrencisiyim).

3. icerikbulutu.com ile tanışmanız ve içerik üretimine başlamanız nasıl oldu? Hikayenizi dinlemek isteriz.

Yanılmıyorsam kariyer.net üzerinden verilen bir ilana başvurmuştum. Oğlum henüz birkaç aylıktı. İlk kez anne olan pek çok kadın gibi en uzun süre evden çıkmama rekorları kırıyordum. Hayatınızın ortasına balyoz gibi inen yepyeni bir insanın tüm ilginizi ve sevginizi sömürmesi gibi bir durumdu yaşadığım. Bu sömürü işinde gönüllüydüm elbette. Fakat diğer yandan tüm çakraları kapatmamış olmalıyım ki başka ne yapabilirim sorusu dönüp duruyordu aklımda. İlanı görüşüm o sıralara denk geliyor. İyi ki görmüşüm, iyi ki başvurmuşum, iyi ki birlikte çalışmaya başlamışız. Sizi bilmem ama bu netice benim yüzümü güldürüyor.

4. Bizim de sizinle çalışmaktan hayli mutlu olduğumuzu söylememize gerek bile yok 🙂 İçerik üreticisi olarak uzman olduğunuz ve profesyonel olarak içerik ürettiğiniz alanlar nelerdir?

İngilizce meta içerikleri, kurumsal iletişim içerikleri, blog içerikleri olarak sıralayabilirim.

5. Uzmanlık alanınıza uygun içerikler üretiyorsunuz. Sizce bunun oluşturduğunuz içeriklerin kalitesine katkısı nedir?

Epeyce büyük. Uzman olmadığınız, daha doğrusu herhangi bir fikrinizin olmadığı alanlarda içerik üretmek, tabii eğer “iyi” bir şey üretmek istiyorsanız, dünyayı yeniden keşfetmeye benziyor. Önce alanla ilgili asgari seviyede de olsa kendinizi donatıp sonra kaleme sarılmanız doğru çalışma biçimi. Aksi halde yazdıklarınız kolaylıkla ezber bir takım ifadelere ve tutarsız içeriklere dönüşüyor. Halbuki aşina olduğunuz alanlarda yazarken kaleminizin su gibi aktığını hemen fark edersiniz. Yazdıklarınızı okuyanlar da büyük olasılıkla aynı şeyi hisseder. Alın size kazan-kazan bir üretim.

6. Son olarak İçerik Bulutu’na yazarlık başvurusu yapmak isteyen içerik üreticilerine neler söylemek istersiniz?

Aslında en doğrusu kendilerinin bu platformu tecrübe etmeleri. Bizim burada anlattıklarımız yaşayıp görmeyenler için havada kalabilir. Ancak şunu söylemem doğru olur: özellikle içerik üretiminin bu derece “para etmediği”, beyin işçiliğinin kolaylıkla ve yaygın bir biçimde sömürüldüğü, insanın duyunca kulaklarına inanamadığı iş birliklerinin yaşandığı bir ortamda icerikbulutu.com piyasanın merhemi gibi işlev görüyor. Her anlamda çıtaları yükselten, bu işin tüm aktörlerine hak ettiğini vermek için en azından çaba gösteren bir platform. Zaten sistemsel başarısını ve her anlamda etik yaklaşımını başından beri takdir ettim.

Ancak asıl dileğim; genel olarak bu sektörü ucuz bir sirke çeviren anlayışı, emek sömürüsünün dibini gören işvereni ve buna prim veren ya da vermek zorunda kalan çalışanları değişip dönüştürebilmesi. Tüm bu saydıklarımı “rahatsız eden” ve bu yolla onları değişime zorlayan başarılı ve kıskanılan bir oluşum olmayı sürdürmesi.