Son Blog Yazıları
Ajanslar Büyük Müşterilerini Nasıl Yönetmeli?

1 — En büyük müşteriniz neden en büyük müşterinizdir?

Seer şirketindeki ilk 1-2 yıllık çalışmamda (2005 civarında) çalışmamın başında, bir müşterinin asla bizim gelirimizin % 12’sinden fazlasını oluşturmasını istemediğime karar verdim. Yüzdenin nedenini bilmiyorum, sadece on an % 12 doğru geldi.

Siz de kendinize böyle bir yüzde belirlemeli ya da sınır koymama kararı almalısınız ama size şunu söyleyebilirim; koyduğumuz 12 sınırlaması gelecekteki birçok kararın alınmasına yardımcı oldu. Örneğin; yeni bir müşteri aldıysak ve bu yeni müşterinin gelirimizdeki payı %12’den fazlaysa kutlardık ama sonrasında hızlıca yeni bir büyük müşteri bulup bu oranı dengelemek için işe koyulurduk. Yani hiçbir zaman büyük anlaşmalar konusunda heyecanlanmazdık. Aksine oranları %12’nin altına düştüğünde heyecanlanırdık. Çünkü bu başka büyük müşterilerimizin de olduğu anlamına gelirdi.

İşte bu yüzden finans departmanından aldığım raporlar arasında en çok incelediğim bu yüzde olurdu. Hiçbir markanın bizim üzerimizde söz sahibi olmasını istemediğimden onlardan kazandığımız cironun büyük olmasını da istemedim. “Bu müşteriyi kaybettik. Kar marjını korumak için küçülmeye gitmeliyiz.” yaklaşımı bana göre değil.Ancak bazen bir müşteriye yoğunlaşmanın işten çıkarılmalara neden olması da çok doğal. Örneğin; Seer’da 2 müşterinin ajanstan ayrılması 40 kişinin işten çıkarılmasına neden oldu.

Bu yüzden bir iş görüşmesine gittiğinizde şirketin çalıştığı markaların  sayısını öğrenmeye çalışın. Bu gelecekte sizin için oluşabilecek riskler hakkında fikir verir.

2 — İşten çıkarmalar & Kar Eksiklikleri

Müşteri kaybet, işten çıkar, kar marjını koru. Ajansların çalışma düzeni tam olarak böyle. Ama ben buna katılmıyorum çünkü daha iyisini yapabileceğimize inanıyorum. Eğer bir executive olarak çalışıyorsanız büyük bir müşterinizle yollarınızı ayırdığınızda ne kadar süre sonra işten çıkarmalara başlayacağınıza karar vermelisiniz. En büyük müşterinizi gelirinizin küçük bir parçası olarak tutarsanız bu durum kolaylaşır. Ancak çoğu ajansta olduğu gibi bu müşteri gelirinizin %20-50’sini oluşturuyorsa tasarruf ettiğiniz paranın %99’uyla bile bu durumu yürütemezsiniz. Bu durumla nasıl başa çıkacağınızı bilmek en önemli şey. Büyük bir müşterinizi kaybettiğinizde 5-8 ya da 80 işçiyi ayakta tutmak için kazançsız, karsız bir yıl geçirmeye gönüllü müsünüz?

Bunu 3 numaralı başlıkta tartışıyoruz.

2a — Hızlı Büyümeye Dikkat!

Eğer küçük bir şirketseniz ve en büyük müşterinizden elde ettiğiniz ciro yıllık 50k ise sizin ortalama proje değeriniz 25,000’dir. Bu durumda büyük müşterinizle yollarınızı ayırdığınızda 50k’lık ya da iki tane 25k’lık anlaşma yapıp 1 ya da 2 ay ekibinizi ayakta tutabilir, günü kurtarabilirsiniz. Ama…

5 yıl önce 50k’lık bir anlaşma yapsaydınız ve ortalama proje değeriniz 25,000 olsaydı ve bugünkü ortalama proje değeriniz 35k olsaydı ne olurdu?

Bu sırada 5 yıl önce yaptığınız 50k’lık anlaşmanın 10 katına çıktığını da unutmayın. Peki, son 5 yılda en büyük müşterinizden kazandığınız ciro yıllık 50k’dan 500k’ya yükseldi ve ortalama anlaşmanız 25k’dan 35k’ya yükseldi. Ama şöyle bir dönüp baktığınızda hiç 500k’lık bir anlaşma yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Ya da 1 ay da 5 tane 100k’lık anlaşma? İşte bu konuda şüpheliyim. Burada sıkışıp kaldığınızı hayal edebiliyorum. Ama burada iyi bir satış ve pazarlama ekibi devreye giriyor

3 — Fatura kesemediğiniz insanlarla ne yapacaksınız?

Şunları yapmayı düşünebilirsiniz:

Ekibinizin yeri doldurulabilir mi? Eğer ekibinizde yeri doldurulabilir insanlar olduğunu ve kolayca yenilerini bulabileceğinizi düşünüyorsanız işten çıkarma süreci çok daha kolay olacaktır. Ama işinizin bir kısmının ekip arkadaşlarınızın mutlu olmasını ve bu sayede yeteneklerini ortaya çıkarmasını sağlamak olduğunu unutmayın. Yeni bir müşteri bulmak yeni bir ekip arkadaşı bulmaktan çok daha kolay.

Satış ve pazarlama ekibine ne kadar güveniyorsunuz? Bir gecede her şeyi değiştirebileceklerine inanıyor musunuz? Herhangi bir müşterinizle yollarınızı ayırdığında bir planları olduğundan emin misiniz? Ya da planlarını kaosun ortasında mı yapmayı tercih ediyorlar? Başkasının işini elinde tutmasını sağlamak için mesai yapmaya hazırlar mı? Peki siz hazır mısınız?

İşinizi büyüttüğünüz farklı alanlar var mı? Cevabınız evet ise çalışanlarınızı bu alana yönlendirebilecek misiniz?

4 — Ne yapacağınız konusunda bugün bir plan yapın

En büyük müşterinizi kaybetmeniz durumundaki acil durum planınız ne? Planınızın olmaması, kaybettiğiniz gün bir plan yapacağınız anlamına gelir. Yani panik ve baskı altında plan yapmak zorunda kalırsınız.

Panikleyecek misiniz yoksa plan yapıp uygulayacak mısınız?

Not: Takviminize planınızı size hatırlatacak 6 ayda bir tekrarlayan bir uyarı ekleyin. Bu sayede büyük bir müşterinizi 5 yıl sonra kaybettiğinizde kaçış planınız güncel kalmış olur.

5 — Ekip arkadaşlarınıza karşı şeffaf olun

Bir müşterinizden olumlu geri dönüş aldığınızda bu iyi bir şeydir. Peki bu geri bildirimle ne yapacaksınız? Hemen ekip arkadaşlarınıza söyleyebilir ve onları heyecanlandırabilirsiniz ama bu uzun vadede müşteriyle olan ilişkinize etki edebilir.

Şeffaf olmazsanız ne olur?

Böyle bir geri bildirimi aylar önce aldığınızı ekip arkadaşlarınıza söylediniz. Bu durumda da onlardan aylardır merakla bekledikleri geri bildirimi saklamış kişi olursunuz.

https://www.youtube.com/watch?v=YH-nUUcmHok

Ekibinize her şeyi açıkça söyleyememek çok kötü. Siz bildiğiniz şeylerden dolayı hazırlıklı olabilirsiniz ama onlar ne olacağını bilmediği için kendi hayatlarına dair planlarını erteliyor olabilir. Yeni bir araba almak ya da bir tatile gitmek gibi…

O yüzden olabildiğiniz kadar şeffaf olmalısınız.

6 — Müşteri için “ileri görüşlü” kimdir?

En hızlı ve en çabuk büyüyen müşteriniz büyük bir değişime gidiyorsa ileri görüşlü odur.

Bu durumda cevaplanması gereken birçok soru var. Bunlardan bazıları:

Bu değişikliklere ekibi kim hazırlayacak?

Bundan sonraki 12 ayı kim planlayacak?

Seer’da daha büyük müşteri kazandıkça fark ettiğimiz bir şey vardı. Bu müşteriyi alıp günlük operasyondan uzaklaştıracak ve aradaki ilişkiyi yönetecek, hatta bundan sonraki 6 ve 12 aylık süreçte bu müşterinin kimlere ya da neye ihtiyacı olduğunu sorgulayacak birine ihtiyacımız vardı. Çünkü şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Danışmanlarınız, gününün büyük bir kısmını müşteriyi elinde tutmaya harcıyor. Dolayısıyla 6 aylık planlar yapmak için yeterli vakitleri olmuyor.

7 — Bu süreçte ön göremediğiniz durumlar karşınıza çıkabilir

Büyük müşterilerin sayısı arttıkça 2 durum ortaya çıkar:

1 — Ne kadar heyecanlı olursa olsun ekip için büyüyen bir müşteriyle başa çıkmak oldukça zor. Dahası,

2 —Müşteriniz tahmini masraflarınızı sadece bir projeden karşılamanıza neden olabilir.

Büyüyen müşteriler, hızlı hareket eder ve hızlı hareket ederken bir şeyleri kırıp dökebilir. Bugün onlar için öncelikli olan bir iş yarın 1 yıl erteleyecekleri bir iş haline gelebilir. Bu durum ekip olarak birbirinize daha bağlı olarak çalışmanızı gerektirken müşterinize de bu inişli çıkışlı süreçte daha iyi bir partner olmanızı gerektirir.

8 — ”Biz bunu yapmıyoruz” demekten korkmayın

2018’in başlarında Seer’ın bir müşterisiyle bazı ülkelerdeki lokal botlar hakkındaki istekleri için görüştük. Buna ihtiyaçları olduğu ortadaydı ama Seer onlar için doğru partner değildi. 9 ay sonra Seer olmadan da yollarına devam edebildikleri ortadaydı.

Eğer müşteriniz teklifinizden daha büyük bir teklifle karşınızdaysa bu bir sorun olmayabilir. Ama onları A noktasından B noktasına sorunsuz taşımış olsanız da B noktasından C noktasına taşıyacak şirket siz olmayabilirsiniz. Müşterilerinizi ihtiyaçları olmayan alanlara çekerseniz güvenlerini kaybedersiniz. Onlara karşı her zaman dürüst olmalısınız.

Teklifiniz projenin %2’sini bile oluşturuyor olsa, insanların sizi en güçlü değil en zayıf teklifinizle yargılayacağını unutmayın. Değersiz görülen %2’nin sizin büyük çabanız sayesinde onların tek odak noktası haline gelmesi bile mümkün.

Kısacası, müşteri için doğru kutup yıldızını belirleyebilirseniz daha iyi performans gösterirsiniz.

9 — Kutlayın ve öğrenin

Büyük bir müşteri aldığınız için devamlı kutlama yapmayın ama şirketinizin şunları başardığını unutmayın.

– Bu büyüklükte bir müşteri kazandınız.

– Yıllardır bu müşterinin tüm büyüme süreçlerinde yanında oldunuz.

– Onlarla yıllardır sürdürdüğünüz bir iş ilişkisi var.

–  Ve bu sizin için çok büyük bir tecrübe.

Tüm bunlara rağmen büyük müşterilerinizin kaybını %100 kayıp olarak görüyorsanız yanlış yoldasınız. Bu süreçte tonlarca şey öğrendiniz ve ekibinizde öne çıkan arkadaşlarınızın şu sözlerini duydunuz: “Bundan sonrası için ne yapabiliriz? Pazarlama ekibimiz bu tecrübeden neler öğrenmeli? İnsan kaynakları ekibimiz bu gibi müşterilerin büyüme sürecinde neler yapabilir?”

Ajansınızın daha iyi olmasına yardım edecek tüm tecrübelere açık olun.

 10 — Müşterinizle en doğru şekilde yollarınızı ayırın

Finans modeliniz size çalışma saatlerini düzenlemenizi ya da işten çıkarmalar yapmanızı söylüyor olabilir. Bu yüzden çok sinirlisiniz ve böyle hissetmekte haklısınız. Ama bu durum sizi müşteriniz için doğru şeyi yapmaktan alıkoymamalı.

Müşterilerinizle yollarınızı nasıl ayırdığınız ekibinize bazı mesajlar verir: Böyle durumlarda sinirlenip iyi iş yapmayı bırakan bir ajans mıyız? Yoksa bitiş çizgisine gelene kadar hep başlangıçtaki gibi heyecanla mı koşuyoruz?

Müşterinizin yeni ajansına karşı saygılı olun!

Ajans değişimlerinde yaşanan en büyük sorunlardan biri müşterinin hangi işini kimin yapacağı. Bu noktada devreye yine müşteri ihtiyacını ön plana koymak geliyor. Hangi alanda en güçlüyseniz, müşterinize o alanda hizmet vermelisiniz.

Bunu hisseden müşteri, sizi hep işini doğru yapan bir ajans olarak hatırlayacaktır.

Kaynak : https://medium.com/@wilreynolds/what-to-do-before-and-after-your-biggest-client-leaves-574dd3943cad

Anahtar Kelime Araştırmasında Yeni Bir Yaklaşım

SEO ve içerik pazarlaması, giderek daha rekabetçi birer sektör haline geliyor. Bir yandan daha çok içerik üretilirken diğer yandan içerik pazarlaması süreçlerini gerçekten çok iyi yürütebilen marka sayısı giderek artıyor. Google ise organik sonuçlara gün geçtikçe daha az mülk payı bırakıyor. Hal böyleyken insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor: Herkes neden içerik üretiminde hala aynı süreçleri takip ediyor?

Asıl sorun, anahtar kelime araştırmasında başlıyor. Hepimiz anahtar kelime araştırmasını öğrenirken aynı sıralardan geçtik ve aynı şeyleri öğrendik: Birkaç temel anahtar kelime bul, onları Ubersuggest ya da Keywordtool gibi araçlarda atarak varyasyon ve permutasyonlar yarat, aranma hacimlerini bulmak için Google Adwords Keyword Planner’a pasla, aranma hacmi yüksekliğine göre önceliklendir ve içeriğe başla.

Ancak işin gerçeği şu ki, bu anahtar kelime yaklaşımı maalesef artık yeterli değil. Zira bu yöntem içerik pazarlaması sektöründeki rekabetçi ortamı artık “kesmiyor”. İçerik üreticileri olarak ihtiyacımız olan şey, anahtar kelime araştırmasına hem içinde yer aldığı içeriği bir adım öne çıkaracakhem kullanıcı beklentilerini aşacak hem de arama motorlarının dikkatini çekecek cinsten yeni bir yaklaşım getirmek.

Her Soru Bir Problemdir

Bunu çeşitli mecralarda, güncel dijital pazarlama konferanslarında ve popüler simaların yer aldığı içerik webinarlarında sürekli duyuyoruz: İyi içerik soruları cevaplamalı.

Bununla birlikte her soru, aynı zamanda bir problemi temsil eder. Eğer iyi içerik yaratmak istiyorsanız içeriğin çözmesi gereken soruna odaklanmanız gerekir. Anahtar kelimeler, yalnızca bir problemi ifade etmeye yarayan aracılardır. Öte yandan arama yapan kişi, problemi doğru şekilde ifade edebilecek kadar onu iyi anlamayabilir. Sorular aynı zamanda problemleri ifade ettiği için bu yeni anahtar kelime yaklaşımına problem odaklı anahtar kelime yaklaşımı deniyor. Problem odaklı anahtar kelime araştırması yaklaşımının konvansiyonel anahtar kelime araştırması yaklaşımlarına kıyasla sergilediği en önemli duruş, anahtar kelimeleri çeşitlendirmek için standart keyword araçlarına yönelmek yerine Twitter, YouTube ya da Quora gibi soru-cevap mecralarına yönelmesidir. Bu tip sosyal ağlar, tartışma ve fikir alışverişi üzerine kurulu olduğu için sorun odaklı anahtar kelime araştırmasında ideal kaynaklar haline gelebiliyor. İnsanlar, sorunlarını çözmek için arama motorlarını kullanırken sorunları hakkında konuşmak için sosyal medya mecralarını kullanıyor.

Problem odaklı anahtar kelime araştırması 4 temel adımdan oluşuyor.

1- Soruları tespit etmek

2- Problemleri ve konu ile ilgili sorguları bulmak

3- Kullanıcı niyetini belirlemek

4- İçerik fikirleri ortaya çıkarmak

Bu sürecin en temel amacı, içerisinde pek çok farklı içerik fikri barındıran bir liste oluşturmak. Şimdi gelin, bu sürecin adımlarına yakından bakalım.

    1. Soruları Tespit Etmek

Soru verileri toplamak, bu sürecin yapısaldan en uzak ama en önemli kısmını oluşturuyor. Sağlam bir soru listesine sahip olmak, alanınızla en ilgili sorgu ve konuları bulmanız bakımından hayati önem taşıyor. Anahtar kelime araştırmanıza sorular sorarak başlamak, araştırmanın sonunda parçaları birleştirerek soruların altında yatan problemleri tespit etmenizde önemli rol oynuyor.

İlk olarak bulduğunuz tüm soruları bir liste halinde sıralayın, ardından da Quora konularından, Instagram ya da Twitter hashtag’lerinden, Facebook gruplarından ya da SEMrush ve Ahrefs gibi tool’lardan faydalanarak araştırmanızı genişletin. Twitter’daki paylaşım, Instagram’daki beğeni ve Quora’daki takip sayıları, konu ile ilgili bir sorunun ne kadar popüler olduğuna işarettir; yani bunu bir nevi aranma hacmi oranları gibi düşünebilirsiniz.

    2. Problemleri ve Konuyla İlgili Soruları Bulmak

İyi bir içerik pazarlaması stratejisi; konulardan, problemlerden ve sorgulardan meydana gelir. Bir problem, aslında bir aramanın da ötesinde gerçek hayattan bir vakaya işaret eder. Problemler, bize kullanıcının yaptığı aramayla tam olarak neye ulaşmak istediğini anlamamıza yardımcı olur. Bazen sadece sorgulara bakarak bir problemi tespit etmek mümkündür. Bazen de problemi tespit edebilmek için yüzeyin biraz daha derinine inmek gerekir. Problemi tespit etmek için ise şu teknikler kullanılır:

– “5 neden” tekniği: Bir sorunun neden meydana gelebileceği ile 5 neden bulmaya çalışmak

– Soruları sıralamak: Hangi problemin temelini bulmaya çalıştığınız problemden önce, hangisinin ise sonra geldiğini belirlemek

– Basitleştirme tekniği: Küçük bir çocuğa anlatıyormuşçasına, problemi olabildiğince basit bir biçimde ifade etmek ve bu şekilde problemin altında yatan sebebi kendiniz için daha görünür hale getirmek

Problemlerinizi belli başlı konu başlıkları altında toplamak, özellikle arama motorları bakımından faydalı bir süreçtir. Zira Google, konuyla alakalı olma düzeyine önem verir ve bu, onun için bir sıralama faktörüdür. İçerik oluştururken tek bir konu ile ilgili içerik oluşturmak, ardından da uzmanlık alanını genişletmek amacıyla bir diğer konuya geçmek, her zaman ideal içerik pazarlaması taktikleri arasında yer alır. Konuyu belirlerken ise sorular arasındaki bağlantıya dikkat etmek gerekir. Tespit ettiğiniz her problem, SEO stratejinizin bir parçası olacak şekilde ilgili bir sorguyu hedeflemeli, sorgular ise ilgili konu başlıkları altında toplanmalıdır. Sorguları bulabilmek adına bir soruyu en basit formülasyonuna indirgedikten sonra aranma hacmi gibi klasik metrikleri de işin içine dahil ederek ortaya kombine bir problem-sorgu ilişkisi çıkarabilirsiniz.

Burada önemli olan, problem odaklı anahtar kelime araştırmasının doğrusal değil, araştırmacı ve keşifçi bir yaklaşım ile ilerlediğini unutmamaktır.

    3.Kullanıcı Niyetini Belirlemek

Konularınızı, sorularınızı ve sorgularınızı belirledikten sonra sıra kullanıcının niyetine, daha doğrusu amacına odaklanmaya gelir. Arama sayfalarında yer alan zengin snippet’lar ya da Google alışveriş reklamları, Google’ın bir sorguda nasıl bir kullanıcı amacı sezdiğini gösteriyor. Google, kullanıcı niyetini 4 ana grupta kategorize ediyor:

       – Bilmek: Basit bir soruya kısa bir cevap bulabilmek adına yapılan sorgular

      – Yapmak: Uygulama indirmek, ürün satın almak veya bir websitesi ya da uygulama ile etkileşime girmek üzerine tasarlanmış sorgular

       – Bizzat Ziyaret Etmek: Yakınlarda yer alan bir lokasyonu bulmak üzere atılan sorgular

       – WebSitesi Bulmak: Spesifik bir siteyi bulmak için atılan sorgular

Bu gruplamadan yararlanarak siz deiçerik pazarlaması stratejinizde kullanıcı niyetini ve amacını tespit edebilirsiniz. Önemli olan, hedeflediğiniz kitleyi doğrudan alakadar eden bir problem tespit etmiş olmanız ve içerik pazarlaması stratejinizi de bu yöntemlerden biri ile bağdaşacak şekilde kurgulamanız.

    4. İçerik Fikirleri Oluşturma

Anahtar kelime araştırmasının son adımında gerçekleştirmiş olduğunuz tüm bu araştırmaları somut birer içerik fikrine dönüştürmek gerekiyor. Her soru, akabinde bir parça içerik getirmeli. Önceden araştırmış olduğunuz tüm adımlardan elde ettiğiniz faktörlere baktığınız zaman içerik fikirleri bulmak oldukça kolay olmalı. Unutmayın ki içerik sadece yazıdan ibaret değildir; widget’lar, infografikler, görsel etmenler, videolar ve gifler de birer içeriktir.

Kaliteli içerik üretmek istiyorsanız, probleme ya da problemlere bağlı olan durumları da göz önünde bulundurmanız gerekir. Bir elbise hem güzel bir akşam yemeği hem ofishem de gündelik kullanım için satın alınabilir. Bir diş fırçası, sadece dişleri fırçalamak için değil bulaşık süngeri ile çıkmayan inatçı kirleri temizlemek için de temin edilebilir. Burada her bir durum farklı duygulara bağlı olduğu için bu hem içeriğe hem de optimal arama motoru sıralamaları için SEO başlığına ve açıklamasına da dikkat etmek gerekir. Arama yapan kişinin durumunu ne kadar iyi anlayabilirseniz onlara duygusal düzeyde hitap eden bir şey inşa etme olasılığınız da o kadar yüksek olur.

İçerikleriniz Sorun Çözmeli

Büyük sitelerde uygulanan SEO ile küçük sitelere uygulanan SEO arasında büyük farklar var; üstelik sadece teknik açıdan değil aynı zamanda içerik açısından da. Büyük ölçekli, kendini kanıtlamış siteler ürün/hizmet envanterleri üzerinden ya da kullanıcı tarafından üretilen içerikler sayesinde SEO’nun kaymağını yiyebilir. Airbnb, Pinterest, Facebook ya da Amazon gibi siteler, pek çok farklı sorguyu hedefleyebileceği, doğal yollarla oluşan yüzlerce içerik sayfasına sahip. Öte yandan daha küçük ölçekli siteler, SEO anlamında başarılı olabilmek için içerik pazarlamasının gözünün içine bakıyor. Problemodaklı anahtar kelime yaklaşımı, herkesten çok bu tip sitelere yarıyor.

Elbette bu yaklaşım yalnızca küçük sitelere özel değil. Paid kampanyalarında, sosyal medya stratejilerinizde ve video optimizasyonunda kullanabileceğiniz problem odaklı anahtar kelime yaklaşımı, araştırmalarınız sonucu size yalnızca bir içerik hediye etmekle kalmıyor, aynı zamanda daha pek çok soruyu, problemi ve çözümü de beraberinde getiriyor. Bu da bu yaklaşımın belki de en kilit noktasını oluşturuyor.

Kısacası, klasik anahtar kelime araştırması yöntemlerinin artık demode olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Problem odaklı anahtar kelime araştırması yaklaşımı ile daha yüksek kaliteli içerikler elde eder ve arama motorlarının da ötesini hedeflemiş olursunuz. İçeriğiniz gerçek hayattan sorunları çözdüğü zaman ise bunun işletmenize pozitif olarak geri dönmemesi neredeyse imkansız.

Pek Bilinmeyen Trafik Kaynağı : Pinterest

Trafik… Bir site için en değerli metriklerden bir tanesi. Öncelikle sitemize trafik çekebilmeliyiz ki daha sonra bunu dönüştürebilelim, hem kullanıcı hem de kendimiz için en yüksek faydayı sağlayabilelim. Ancak trafik bazen sandığımız kadar da hızlı yükselen bir metrik değil. Çünkü trafik çekmek istediğimiz siteye göre kanallar da değişiklik gösteriyor.

Her zaman için en değerli iki trafik kaynağı direkt ve arama trafiği olsa da bazı siteler için dinamikler değişebiliyor ve birincil trafik kaynağı sosyal medyaya dönüşebiliyor. Örneğin sosyal medyada takipçisi ve etkileşimi yüksek bir sayfanın Facebook, Twitter ya da Instagram’dan getirdiği trafik, direkt ya da arama trafiğinden çok daha yüksek olabilir. Çünkü paylaşımlarla etkileşime geçecek büyük bir kitle orada hazır bekliyordur. Yeter ki doğru içeriği üretin ve doğru bir şekilde sunun.

2018’in başlarına kadar sosyal medyanın en değerli trafik kaynaklarından bir tanesi Facebook’tu. Yayıncılar için Facebook’tan elde edilen trafik çok değerliydi, çünkü sosyal ağlar içerisinde kullanıcının alışık olduğu bir deneyimle trafik geliyordu. Ancak 2018’in başında Facebook’un gerçekleştirdiği algoritma değişimi ile birlikte sayfalar ikinci plana atıldı. Ailemiz, arkadaşlarımız ve takip ettiğimiz kişilerin paylaşımlarına haber kaynağında daha fazla yer verilmeye başlandı. Durum böyle olunca yayıncıların takipçilerine erişimi %80’e yakın bir oranda geriledi. Erişim olmayınca tıklama gelmedi, tıklama gelmeyince sitenin Facebook’tan gelen trafiği de düşmüş oldu.

Twitter’a baktığımızda her ne kadar Facebook’tan daha stabil olsa da eğer haber sitesi ya da influencer değilseniz trafik elde etmek zaten oldukça zordu. Twitter da “Arkadaşın bunu beğendi.” konsepti ile takip ettiklerimizin paylaşımlarını, beğenilerini ve RT’lerini daha fazla göstermeye başladı. Böylece yine yayıncılar ikinci plana atılmış oldu.

Gelelim Instagram’a. Instagram bir gözbebeği. Çünkü story’lerle birlikte doğrudan trafik çekebileceğimiz bir hale geldik. “Yukarı kaydır.” diyerek takipçilerini sitelerine yönlendirebilen 10 binin üzerinde takipçili hesaplar hızlı bir şekilde trafik üretmeye başladı. Daha öncesinde yayıncıların, özellikle büyük yayıncıların en büyük problemlerinden bir tanesiydi bu. Instagram’da sadece post paylaşarak ve “Link profilde” diyerek takipçileri bir şekilde tıklamaya yönlendirmeye çalışıyordu. Artık durum değişti. Eğer 10 binin üzerinde takipçiniz varsa hikayelere link ekleyerek takipçileri sitenize çekebilmeniz mümkün hale geldi.


Bana göre artık sosyal medyanın en iyi, doğru değerlendirildiğinde ve kullanıldığında en sağlam trafik kaynağı Instagram. Hızlı bir şekilde kullanıcıya erişebiliyor, doğru C2A’lerle onu sitemize çekebiliyoruz.

Ancak sosyal medyadan elde edilen trafikte genellikle hemen çıkma oranları yüksek, sayfa/oturum ise düşük oluyor. Bunun nedeni ise kullanıcıyı içeriye aldıktan sonra ona gerçekten bütünleşik bir dünya sunamamak ya da onu sitede tutacak özelliklere sahip olamamak. Tabii ki bu bambaşka bir yazının konusunu.

Ben bu yazıda sizlerle şimdiye kadar düşünmediğiniz, düşünmeye başladığınız anda farkı görebileceğiniz bir başka sosyal ağdan bahsetmek istiyorum: Pinterest.

Pinterest’e de kim giriyor ki ya?

Pinterest’e sosyal ağ demektense bir arama motoru demek istiyorum çünkü kullanıcılar tarafından oluşturulan içerikleri rahatlıkla arayabildiğiniz, etiketler kullanabildiğiniz ve neredeyse her konuya dair arama karşılığında bir içerik bulabildiğiniz enfes bir platform. Pinterest’i kullanıp birkaç board oluşturmuş olanlar Pinterest’e daha yakın hissedebilir. Aslında gerçekten faydalanılması gereken bir site.

Bunun nedenlerinden bir tanesi Pinterest’in görsel arama konusunda sizi bir adım öteye götürecek olması. Sitenizden yaptığınız pinler yalnızca Pinterest’te değil aynı zamanda Google Görseller’de de listeleniyor ve bu sayede organik bir şekilde trafik alıyorsunuz. Site içinde yapılan aramalardan da aynı şekilde sürekli olarak trafik gelebiliyor. Peki Pinterest’e gerçekten kimler giriyor? İşte, burası size güven vermeyebilir. Çünkü kendi alışkanlıklarınızla değerlendiriyor olabilirsiniz. Aylık 250 milyon kişi Pinterest’i kullanıyor. Yeni üyeliklerin %50’sinden fazlası ise erkeklere ait. Yani Pinterest kadınların sıklıkla kullandığı bir platform olmaktansa erkeklerin de dahil olduğu bir platform olmaya doğru evriliyor.

Hangi siteler Pinterest’ten faydalanmalı?

Bence tüm siteler… Eğer ürünlerinizi sergiliyorsanız, fotoğraf çekiyorsanız, yemek yapıyorsunuz, yayıncılık yapıyorsanız Pinterest’i kullanmamak büyük bir hata olur. Özellikle yemek tarifi siteniz varsa… Çünkü Google Görseller’de yapılan bir aramada Pinterest sayesinde hızlıca yukarı çıkabilirsiniz.

Bu konuda 2015-2016 yıllarında bir yemek sitesinde freelance olarak çalışırken elde ettiğim metrikleri sizinle paylaşmak istiyorum. Site Türkiye’nin en eski yemek & gastronomi sitelerinden bir tanesiydi. (Şu anda kapandı.) Site üzerinden her ay 30 adet pin yapıyordum. Bu pinleri kategorilere bölmüştüm. Örneğin 1 ay boyunca yalnızca kek tariflerini, 1 ay boyunca yalnızca pasta tariflerini pinliyordum. Pinterest’e çılgınlar gibi zaman ayırmasam da her gün Buffer üzerinden bir pini planlıyordum.

Ay sonunda raporlara bakarken ben ve iki yöneticim de şaşkınlığımızı koruyamamıştık. Çünkü Facebook’tan gelen trafiğin 3 katı oranında trafiği Pinterest’ten çekiyorduk. Bu da demek oluyordu ki Pinterest bizim için değerli bir trafik kaynağıydı, sitemiz için doğru bir yayılım kanalıydı. Pinterest’i daha da detaylı bir şekilde kullanmaya başladık ve Pinterest trafiğinin hızlıca artmaya devam ettiğini gördük. Ne kadar heyecan doluydu o zamanlar, bir bilseniz…

Pinterest hemen faydasını gösterir mi?

Pinterest trafik açısından oldukça faydalı olsa da operasyon süreci diğer ağlardan daha problemli olabiliyor. Çünkü sitenizde o içeriği açmalı, görseli pinlemeli ya da içeriğin kendisini pinlemeli, uygun board’lara atmalı ve doğru bir açıklama yazmalısınız. Yemek tarifi paylaşıyorsanız yemek tarifinin adını yazmalı, etiketlerle desteklemelisiniz.

Tamam, bunları yaptınız. Süpersiniz. Peki, trafik hemen gelmeye başlıyor mu?Pinterest’i‘evergreené olarak tabir ettiğimiz bir çalışma olarak görmelisiniz. Ona yatırım yaptıkça o sizi beslemeye devam edecek. Özellikle dönemselliği kaçırmamanız çok önemli. Yılbaşı, Sevgililer Günü gibi özel günlere dair pinler yaparak aramalarda hızlıca yerinizi almalısınız. Pinterest çalışmalarına başladıktan minimum 3 ay sonra geri dönüş almaya başlayacaksınız. Üzerine düştükçe ve o alanı doğru değerlendirdikçe Twitter ve Facebook trafiğinizden çok daha fazlasını Pinterest’ten almanız mümkün.

Bu tam olarak bir seçim. Facebook, Twitter ve Instagram’ı kendi iletişim kanallarınız olarak seçebilir ve buna bağlı olarak içerik paylaşımları yapabilirsiniz ya da bu ağlardan bir tanesinin sizin markanıza gerçekten faydası olmadığını belirlersiniz ve Pinterest’e yönelirsiniz. Sadece yemek tarifi paylaşan bir markanın Twitter’dan elde edebileceğinden çok daha fazlasını Pinterest’ten elde edebileceğini unutmaması gerekiyor. Çünkü Twitter’ın bambaşka bir dinamiği var.

Ağa göre hareket etmeniz, ona özel içerikler üretmeniz ve gerçekten ağdan elde edebileceğiniz faydayı maksimumda tutmanız çok önemli. Aksi halde sürekli olarak yarım yamalak yapılan iletişimler, beklentilerinizden düşük bir trafik ve kötü sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

Toparlarsak;

– Kendinize en uygun ağların hangileri olduğunu belirleyin
– Görselliğin ön plana çıktığı bir markanız / işiniz varsa Pinterest’i asla es geçmeyin
– Pinterest’e önem verin, o ağı gerçekten hakkını vererek kullanın
– Raporları daima kontrol ederek dönüşümleri, elde ettiğiniz trafiğin değerini belirleyin

Şimdiden harika bir trafik akışı diliyorum.

 

 

2019’da Dijital Pazarlama Dünyası Neleri Konuşacak?

Herkese Merhaba,

Senenin yorgunluğunu en güçlü hissettiğimiz, yıl muhasebesini en hararetli yaptığımız aralık ayına girdik. 2019 için geri sayım başladı. Yeni yıl, yeni umutlar, yeni işler, yeni heyecanlar ve tabii yeni bütçeler 🙂

Bu sene markalara ürettiğimiz işlerin dışında sektör paydaşlarımız için 50’dan fazla blog içeriği, 10 Webinar, 1 fiziki eğitim, ve tabii her hafta 1200 kişiye ulaşan bir e-posta kursu içeriği ürettik. Ürettiğimiz ve faydalı olmasını umduğumuz bu içerikler on binlerce kişiye dokundu. 2019’da bu sayıları en az 3’le çarpma niyetimiz var. Hatta ilk e-kitabımız yakında geliyor, takipte kalın.

Sene sonuna yaklaştığımız bu günlerde ise 2019 planlarımız için bize ilham verecek bir içerik paylaşmak amacıyla 1 aydır çalışıyoruz. Bu motivasyonla dünyanın farklı yerlerinde yaşayan birbirinden değerli 32 iş ve akademi insanını bir araya getirip 2019 için bizlere ilham ve fikir vermesi için ikna ettik.

Hepsine bu içeriğe değer kattıkları için tek tek teşekkür ediyorum. Ama izninizle özellikle iki kişiye ayrıca teşekkür etmem gerekiyor.

Değerli Hocam; Türkiye’de hem sektörü hem akademiyi bilen nadir akademisyenlerden, Bilgi Üniversitesi Marka Okulu kurucusu Prof. Dr. Kaan Varnalı ve yıllardır muhteşem bloguyla bize “bedava eğitim” veren Dr. Uğur Özmen.

Lafı çok uzatmadan sizi içeriğimizle baş başa bırakıyorum.

Ahmet Durmuşoğlu

Not: İsimler alfabetik sıralanmıştır.

AKAN ABDULA ALPER CENGİZ ARDA MENDEŞ ARMAN ACAR AYKUT ALÇELİK
AYKUT ASLANTAŞ BATUHAN APAYDIN BERKAN BAĞCI CAN MENTEŞ EMRE GÜNEY
Akan Abdula
Founder & Managing Partner FutureBright Group of Companies

Son beş yıldır fütüristler bizi robotlarla korkutuyordu, 2019’da Blockchain ile de korkutabileceklerini keşfedecekler. Markalar bugüne kadar kripto para olarak anladıkları Blockchain teknolojisinin aslında bir devrim olduğunu anlamaya başlayacak. 2019 yılında pazarlama dünyası Blockchain teknolojisine merak saracak.

Teknolojinin kendisinin yanı sıra, markalar bunun ürünleştirme tarafını merak etmeye başlayacaklar. Pazarlama dünyamız Büyük Veri ve Blockchain ilişkisini sorgulamaya başlayacak. Büyük Veri 1 milyon kişi ise, Blockchain 1 milyon tane 1 kişi anlamına geleceği için, bunun Büyük Veri anlayışında da devrim yaratabileceğini görecekler. Blockchain’in, bireylere kendi verilerini kontrol etme ve satma yeteneği kazandıracağını de anlayacaklar. Merkezden yönetmeye alışık olan pazarlamanın biraz gözü korkacak. Bu devrim algoritmaların doğasını da değiştirecek. Bugüne kadar tüm kontrol algoritmada iken, kontrol yavaş yavaş yeniden insanın eline geçmeye başlayacak. Özetle 2019 yılında marka dünyası Blockchain, Büyük Veri, IOT ve Anti-Merkezileşme akımlarını konuşacak.

Alper Cengiz
Deputy General Manager SEM

Günümüzde en köklü şirketler bile veri ile hareket etmeyi öğrenmeye çalışıyorlar. Artık reklam kanallarının birbirinden bağımsız değerlendirilmesi devri tamamen bitti. Bu sebeple şirketler, kullandıkları reklam kanallarının toplam ve birbirine olan faydasını anlamak, bu kanalları daha iyi yönetebilmek için teknolojiye yatırım yapmak zorundalar. İnsanların dillerine pelesenk olan ”Dijital Dönüşüm” söylemi uygulamada çok kolay değil. 2019 yılı ve sonrası bu dönüşümü gerçekleştirmek için kullanılacak teknolojilerin tartışıldığı bir dönem olacak.

Arda Mendeş
Head of Performance Marketing Digital Case Media

Dakikalar içinde binlerce kelimenin tüketildiği diyarda nefes alıyoruz. Önemli olan binlerce kelimenin tüketilmesi mi, yoksa tüketici sorularının cevaplanması mı henüz araftayız. Zaman zaman karşılaştığımız içeriklerde, sorumuz başlıkta olsa dahi yanıt bulamadığımıza şahit olup, hayal kırıklığıyla içeriği terk etme yoluna gidiyoruz.

Nitelik değil de niceliğin göz önünde olduğu bir diyardayız. Set set anahtar kelimeler hazır, daha fazla yazılıyor, daha fazla üretiliyor. Sözüm ona, içerik havuzu yaratılıyor. Alışılagelmiş düzen belki bir sene içinde değil ama kısa vadede değişecektir. Her tüketicinin aynı zamanda üretici olduğu bir dünyada, o kadar fazla alternatif kanal oluşmaya başladı ki, nitelik gündem maddesi haline geldi.

Artık çok yazmak ve çok üretmek değil, nitelikli yazmak, sorun çözmek ve yanıt vermek gündemde olacak. Bizler de kahvelerimizi yanımıza alıp, üretilen nitelikli içerikleri, belki de kişiselleştirilmiş deneyimle beraber, tüketiyor olacağız.

Arman Acar
Co-Founder United.ad

Yıllardır konuştuğumuz ama bir türlü tam ivme kazandıramadığımız içerik üretimi, markalı içerikler, markalı içeriklerde performans pazarlama, influencer marketing 2019’da dijital pazarlamanın vazgeçilmezleri ve en çok konuşulacak konu başlıkları olacak. Yurtdışında yapılan bir çok araştırma da markalı içeriklerin ve influencer marketing’in %200’e yakın büyüme göstereceğini öngörüyor.

Aykut Alçelik
Digital Performance Marketing Manager n11.com

İnternet dünyasında içeriğin önemi ve buna paralel olarak da video içeriklerin değeri gittikçe artıyor. 2017’de video reklam pazarının %50 büyüdüğünü biliyoruz. Bu rakam bize 2019 yılında video reklamların dijital pazarlama bütçeleri içerisinde sahip olabileceği pay hakkında da ışık tutuyor. Yoğun olarak kullandığımız dijital pazarlama kanalları da (Google, Facebook vb) video reklamcılık üzerine yeni reklam formatları geliştirmeye devam ediyor. Video reklamlar ilk etapta TV reklamlarının daha hedeflenebilir ve ölçümlenebilir versiyonları olarak konumlandırılırken geldiğimiz noktada bir performans kanalı olarak da kullanılabilecek şekilde evriliyor. Örneğin YouTube’da iPhone’un yeni bir modelinin tanıtım videosunu izleyip aynı ekranda söz konusu ürüne ve bu ürünün aksesuarlarına ulaşabileceğiniz ürün görselleri ve linkleri bulabilirsiniz.

Video içeriklerin artmasında canlı yayın videolarının da oldukça önemli bir yeri olacağını ve buna yönelik dijital pazarlama stratejilerinin de geliştirilmesi gerekeceğini unutmayalım. Özellikle sosyal medya platformlarının canlı yayın özelliklerini bünyesine katması bu alana yadsınamaz bir ivme getirdi. Eldeki bu büyüme rakamları ve yeni gelişen reklam modellerine dayanarak 2019’da dijital pazarlama stratejimizde video reklamlara geçtiğimiz yıllara göre daha fazla odaklanmamız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yapay zeka ve makine öğreniminin korkunç hızda gelişimiyle chat bot ve sesli arama gibi özelliklerin de dijital pazarlamayı yeniden şekillendirmesi kaçınılmaz. 2019’da özellikle Amerika’da bunlar önem kazanacak olsa da ben şahsen Türkiye’de aynı hızda bir ilerleme beklemiyorum. Sanal zeka maalesef Türkçe ile şimdilik beklediğimiz kadar iyi anlaşamıyor.

2019’da önem kazanacak bir diğer konu da Influencer Marketing ve doğal reklamlar. Son birkaç yıldır reklam konusunda kullanıcılar gittikçe bilinçlenmeye ve seçici olmaya başladı. Her yerde taciz edilircesine reklama maruz kalmak istemiyorlar. Ad-blocker kullanımının artması da bunu ispatlar nitelikte. Bunun da Influencer Marketing’e olan yönelimi artıracağını düşünüyorum. Artık reklamları insanlara reklam yaptığımızı hissettirmeden, doğal bir akışın parçası olarak yansıtmamız gerekecek.

Aykut Aslantaş
Data&Technology Director GroupM

Genel pazarlama çalışmalarında “dijital strateji” her zaman olduğu gibi bir trend. Özellikle son zamanlarda konuşulan “dijital dönüşüm” ise tam bir popülist yaklaşım. Altını dolduramadıkları stratejiler, teknik yetersizlikler ve ölçümlemedeki sıkıntılar, aslında hem B2B hem de B2C pazarının önümüzdeki yıllardaki genel ihtiyaçlarını açıkça ortaya sunuyor.
Birçok örnekte gördüğümüz gibi dijital dönüşüm projelerinde entegrasyonun başarısız olmasının ana nedeni, şirketlerdeki dijital ile bağlantısı olan departmanların birlikte çalışamaması. Bu da sürecin zorluklarına bir yanıt niteliğinde. Markalar 2018 yılında daha bilinçli olarak “Agile” takımlarını kurma yolunda adım atsa da , 2019 yılında da bu süreç devam edecek.

Bununla birlikte daha spesifik trendlere baktığımızda Google tarafındaki en belirgin değişiklik olarak AdWords’ün ADS olarak yeniden adlandırılması ve Google Marketing Platform’un lansmanı dikkat çekiyor. Google Analytics, Search Console, Optimize ve Doubleclick gibi platformlardaki verilerin Data Studio aracılığıyla daha sıkı bir şekilde entegre edilmesiyle birlikte, ajansların ve markaların 2019 yılında Google Marketing Platform araçlarının sertifikasyon edinimi ve partnerliği sürecinde büyük adımlar atması bekleniyor.

Son olarak dijital pazarlama alanında akademi dünyası hala gelişememiş olsa da online eğitim platformları bu alanda uzman olmak isteyenlere büyük bir fırsat sağlıyor. Devam eden yıllarda da çevrimiçi öğrenme alanında birçok sürdürülebilir projenin gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Aslında çevrimiçi eğitim projeleri, başarılarını mobil dünyaya ve video platformlarına borçlu. Zeqr’in verilerine göre 2019 yılında görüntülü çevrimiçi eğitimin internet trafiğinin %80’i olması bekleniyor.

Batuhan Apaydın

Bir ürün, servis, deneyim, yazılım ya da teknolojiyi “trend” olarak nitelendirmemiz için sadece yetkin kullanıcıların (power user) kullanması ve konunun manşetlerde güzel görünmesi yeterli olmuyor. Bir konunun trend olması için tabana yayılmaya başlaması gerekli olan. Kullanıcıların yani bizim yeni ürün, servis ya da deneyime adapte olma hızımız ve hemen ardından da bu ürün, servis ya da deneyime markaların yatırım yapma arzuları bir konuyu trend haline getiriyor. Bu yüzden AR, VR ve IoT ile ayrıca yurt dışı için değil ama Türkiye için sesli arama/komut (voice search/command) konularını kenara alalım. Bunların hiçbirisi 2019’da trend olmayacak, çünkü bunlara yalnızca power user’ların erişim lüksü bulunuyor.

2019’da en çok konuşacağımıza inandığım iki konu: Podcast’ler ve e-posta pazarlama. Podcast’ler, içerik üreticileri için videoya göre üretimi çok daha az maliyetli, kapsamı metin içeriğinden daha doyurucu ve henüz boş bir pazar olduğu için doğru yatırım. Kullanıcılar açısından ise metin içeriğine göre daha zengin deneyim sunduğu, videodan farklı olarak farklı şeylerle ilgilenirken (spor, trafik vb) tüketilebileceği ve Türkiye özelinde yine videoya kıyasla kota dostu olduğu için kullanımı artacak. ABD’de müthiş bir podcast rüzgarı esiyor ve sadece spor-siyaset-teknoloji eksenli sohbet podcast’leri değil, eskilerin radyo tiyatrolarını andıran hikaye anlatıcılığı trend olmuş durumda. Media-first olma merakı olan bazı markaların 2019 yılı içinde Türkiye’den bazı podcast’lere sponsor olacağına inanıyorum.

E-posta pazarlama ise sosyal medya platformlarında yaşanan içerik enflasyonu ve düşük erişimlerin yanı sıra, bir de arama ve sosyalde artan reklam maliyetleriyle birlikte markaların daha fazla odaklandığı alan olacak. Buna paralel olarak kullanıcılar da algoritmanın belirlediği bol reklamlı ana sayfa akışlarındansa (bkz: Facebook, Instagram, Twitter) faydalı, eğlenceli ve kişiselleştirilmiş e-posta pazarlama kampanyalarına daha fazla ilgi gösterecekler. E-posta ile kişilere doğrudan erişebiliyor olmanın kıymetini şu anda internet sektöründeki startup’lar ve sektörün genç profesyonelleri biliyor. Düşen erişimler ve artan maliyetlerle bu kullanımın artacağına inanıyorum.

Berkan Bağcı
Head of Analytics Optdcom

2019’un daha önceki yıllara göre daha fazla veri ve optimizasyon konuşulacağı bir yıl olacağını düşünüyorum. Bu durum Türkiye’de daha fazla etkili olacak çünkü şirketlerin içerisinde olduğu ekonomik durumlar, şirketleri aynı hatta daha düşük maliyetlerle mevcut yapılarından verim almayı istemeye zorlayacak. Profesyoneller özelinde de, girişimciler özelinde de veri odaklı pazarlama (sözde değil, eyleme geçerek) ve büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesi, üzerine en çok mesai harcanan aksiyonlar olacak.

Can Menteş
SEO Manager SEM

Artık mobil cihaz kullanım oranının ortalama olarak %70-%75’lere geldiğini hepimiz biliyoruz. Mobil kullanımı artarken bir yandan da sesli aramaların önlenemez yükselişi devam ediyor. Özellikle Google’ın artık tıklama gerekmeksizin kullanıcılara cevap vereceğini göz önüne alırsak, bu alanlarda ve kullanıcıların kullandığı diğer platformlarda bulunmamız gerekiyor.

Ek olarak bu senenin sıcak konusu olan yapay zeka ve makine öğrenmesi hakkında 2019 yılında da birçok içerik üretilecek gibi gözüküyor. En azından bu konuya giriş yapmamış olanların 2019 yılı içerisinde tren kaçmadan aksiyon almaları gerekiyor.

Emre Güney
Senior Growth Manager Skyscanner

2019 yılında büyümenin daha çok konuşulacağını düşünüyorum. Büyüme zihniyeti pazarlamadan biraz farklı. Büyüme, yüksek tempo testlere dayalı, veri temelli bitmeyen bir optimizasyon süreci ve bakış açısı. AARRR (Acquisition-Activation-Retention-Referral-Revenue) metrikleriyle müşteri yaşam döngüsüne bütünsel bakmanız gerekiyor. Pazarlama bakış açısıyla sadece kullanıcı edinimine odaklanmamalıyız. Kullanıcıyı aktifleştirmenin, dönüşüm optimizasyonun ve hatta kullanıcı tutundurmanın önemi artık çok kritik.

Peki, büyüme neden daha da önemli hale gelecek?

1) Geleneksel pazarlama kanalları zaten pahalı ve giderek daha da pahalı oluyor. Aynı zamanda belli bir doyuma ulaştı. Dolayısıyla kullanıcı/teknoloji/platform doğru kurgulanmadan direkt pazarlama kanallarına girişirseniz faydadan çok zarar getirirsiniz.

2) Genelde işleri yaparken projeye ya da ürüne odaklanıyoruz, fakat en az ürün kadar önemli olan bir konu var ki o da dağıtım. Dolayısıyla müşteri edinim maliyetini en optimum düzeyde tutacak ve ölçeklenecek doğru kullanıcı edinim kanallarını tespit etmek çok kritik.

3) Yeni kanallar ve teknoloji katlanarak türüyor. Bu hem tehdit hem de fırsat. Bugün arama motoru optimizasyonu amacıyla oluşturulacak içerikleri yazacak bir yapay zeka aracı bile mümkün. Doğru olan bu teknolojiyi ve kanalları kutup yıldızınıza hizmet edecek şekilde kullanmak.

4) Acquisition (Kullanıcı Edinimi) önemsiz değil. Fakat Activation ve Retention (Kullanıcı Tutundurma) çok çok önemli. Şöyle bir örnek vereyim: İki şirketimiz olduğunun düşünün. A ve B şirketleri. A şirketi ayda 5 milyon yeni kullanıcı edinirken %80 retention oranına sahip. B şirketi ise ayda 2.5 milyon yeni kullanıcı edinirken %95 retention oranına sahip. Bu iki şirket hayatına başladığında, altıncı ayın sonunda A şirketinin daha iyi performans gösterdiğini ve büyüdüğünü düşünebilirsiniz. Fakat birinci yılın sonunda B şirketi, A şirketinin aylık aktif kullanıcı sayısını yakalayacak ve katlanarak büyüme sağlayıp A şirketini geçecek.

ERMAN TAYLAN FATIH OZKOSEMEN HALIDE EBCINOGLU IBRAHIM OZTURKCAN ILYAS TEKER
KAAN VARNALI MERT ERKAL MUHAMMET ILDUZ MUSTAFA DALCI NURETTİN OZDOGAN
Erman Taylan

2019 mobilin yılı olacak! Buna ek olarak kişiselleştirme, büyük veri, blockhain, AR/VR ve bulut bilişim… Korkmayın, klişelere girmeyeceğim.

Profesyonel hayatta inovasyon ve dijital dönüşüm alanlarında çalışan biri olarak, 2019 yılında kurumsal dünyada öne çıkacağını düşündüğüm başlıkları kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizin yaşadığı ekonomik durumu da göz önüne alacak olursak; herkesin “kazan-kazan” temasının öne çıktığı iş birliklerine önem vereceğini düşünüyorum. Bu noktada API kullanımının artarak devam edeceğini, firmaların faaliyet gösterdiği alanlardaki ekosistemlere dahil olmaya çalışacağını düşünüyorum.

B2B veya B2C fark etmeksizin, kullanıcılara ulaştığımız ‘şeyin’ nihayetinde dijital bir ürün olduğunu düşünecek olursak, ürün geliştirmede yalın ürün veya tasarım odaklı düşünce gibi metodolojilerin öne çıkacağını, MVP adını verdiğimiz minimum özellikli ürünlerin her zamankinden daha önemli olacağını düşünüyorum. Hem hız hem de kısıtlı üretici ekipleri (açık kaynak kod kullanımı da ayrı bir parantezi hak ediyor) doğru kullanma kaygısıyla kullanıcıları gerçekten anlayarak minimum eforla ihtiyaca yönelik ürün geliştirme devrindeyiz. Verimlilik ve otomasyon ise kişisel performansımızda olduğu kadar yazılım dünyasında da vazgeçilmez bir konuma geliyor.

Avrupa’da GDPR, ülkemizde ise KVKK 2018 yılında devreye girdi. Diğer yandan Facebook’un yaşadığı Cambridge Analytica ‘skandalı’ sonrası internet kullanıcıları mahremiyetlerine hiç olmadığı kadar önem verir oldu. Bu durum da ister istemez geliştirdiğimiz ürünlerimizi etkiliyor. Ek olarak sunduğumuz ürün ve hizmetlerin gerek kullanıcılarının mahremiyetine önem vermesi gerekse ‘duyarlı’ olması bir diğer öne çıkan konu başlığı durumunda.

Özetleyecek olursak; klişelerden uzak kalmak kaydıyla ekosistem/komünite iş birlikleri, ürün yönetimi metodolojileri ve kullanıcıların başta veri mahremiyetleri gelmek üzere çok daha duyarlı olmaları aklıma gelen ilk maddeler oldular.

Start-up dünyasına da kısaca değinmek gerekirse… 2018 yılında son yıllara göre sert bir düşüş yaşayan yatırımlar, devlet destekli 1514 programıyla ortaya çıkan yeni fonlarla beraber artacaktır (umarım 2019 yılına yetişirler). Tabii yatırımların artacak olmasına rağmen bu yatırımları hak edecek girişim sayısı da bir soru işareti olarak karşımızda duruyor. Yatırımların artması kadar girişimlerimizin yine ekonomik şartlarla beraber her zamankinden daha fazla yurt dışına odaklandıkları da bir gerçek (bundan olumsuz bir durum olarak bahsetmiyorum, sakın yanlış anlamayın). Tüm bunları göz önüne alırsak, ‘start-up’ aşamasından ‘scale-up’ aşamasına geçişin önem kazanacağını ve bu oranda artış yaşayacağımızı söyleyebilirim.

Fatih Özkösemen
Search Quality Analyst Google

Dijital pazarlama cephesinde 2019’da konuşacağımız konular şunlar: Bireysel arama terimlerinden ziyade, odak noktasının daha çok bütünsel kullanıcı deneyimine ve içerik keşfine kayması. Google Lens gibi yeni arama teknolojileri ile birlikte görsel aramanın artan yetenekleri.

Site performansının giderek artan önemi, bu noktada yazılım geliştiricilerin alet çantasına katılan yeni performans geliştirme ve ölçümleme araçları. AMP, PWA gibi görece yeni web teknolojilerinin artan kullanımı. Dijital asistanlar ve sesli arama. Doğru, güvenilir, zengin bakış açılarını yansıtan, güncel bilgiye erişimin daha da önem kazanması. Site ve kullanıcı güvenliğinin olmazsa olmaz olduğunun daha da çok hissedilmesi.

Halide Ebcinoğlu
Founder Kubix Digital

2019’da SEO’nun yeni yüzü ‘Cevap Motoru Optimizasyonu’ önem kazanacak. Hem telefondan hem evdeki akıllı cihazlardan sesli arama kullanımı hızla artıyor. Araştırmalar, 2020 yılında aramaların yüzde 30 ila 50’sinin sesli arama olacağını gösteriyor. Bu trendi baz alarak Google, sorulara net cevap vermek amaçlı 0 pozisyon sonuçlarına ağırlık vermeye başladı. Sağ tarafta çıkan bilgi paneli, herhangi bir web sitesine gitmeyen kısa cevap sonuçları, saat bilgisi veya hesaplamalar gibi sonuçlar, özellikle sesli arama için tasarlanmış sonuçlar olarak dikkat çekiyor.

Bununla birlikte ses tanıma teknolojisinin daha da gelişmesi bekleniyor. Bu gelişmenin dijital pazarlama dünyasında önemli bir değişime yol açacağını düşünüyorum. Çoğu zaman kullanıcıyı web sitesine getirmeye odaklanırken, kullanıcı sorusu ve cevap arasında ekran olmadığı zaman dijital pazarlama çalışmalarımız nasıl etkilenecek? İşletmeler bu değişimlere nasıl uyum sağlayacaklar? Bu soruların sorulduğu heyecanlı bir yıl bizi bekliyor.

İbrahim Öztürkcan
Director, Performance Marketing Hepsiburada

2019’da en çok ITP 2.0, hayatımızdan yavaşça çıkacak olan 3rd party script’ler ve yılbaşı itibariyle genişleyecek olan KVKK önlemleri konuşulacak. Özetle; kişisel veri ve güvenliği artık gündemin vazgeçilmezi olacak ve bir aşamada birleşen her iletişim kanalının merkezine oturacak.

İlyas Teker
Founder Mosanta

Web siteleri artık JS’leri daha yoğun kullanmaya başladı. Google ise JS rendering konusunda henüz istediğimiz performansı gösteremiyor. 2019’da Google JS konusunda daha ciddi adımlar atacak gibi görünüyor. Teknik SEO her zaman SEO’nun en önemli adımlarından biri olacak.

2019’da da başarılı SEO projeleri için yine olmazsa olmaz konulardan biri kaliteli içerik. Kaliteli içerik nedir, nasıl hazırlanır konusuyla ilgili daha önce hazırladığım sunuma buradan bakabilirsiniz

Kullanıcı deneyimi de 2019’da SEO dünyasında sıkça konuşulacak. Hızlı yüklenen sitelerin avantajı, kullanıcının aradığı içeriği kolayca bulabilmesi (reklam banner’larıyla kapatılmamış sayfalar), UI ve UX konularına değer vererek tasarlanan web siteleri, SEO projelerinde bir adım önde olacak gibi görünüyor.

Kaan Varnalı
Professor of Marketing Bilgi University

2018 yılı kullanıcıya bedava sunulan hizmetler üzerinden izinsiz/zoraki izinli şekilde verilerinin toplanması yoluyla uygulanan dijital hedefli reklam modelinin dünyada bolca krize sebebiyet verdiği bir yıl oldu. Özellikle Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde hem politikacıların ve düzenleyici örgütlerin hem de son kullanıcıların keyfi kaçtı. Avrupa Birliği Facebook’un veri toplama ve kullanma modelini neredeyse tamamen yasaklayan bir yasayı hayata geçirdi.

Geliri büyük oranda bu reklam modeli üzerine kurulu olan Facebook’un hisse senetlerinin 2018 zirvesi olan 217.50 dolardan kısa bir sürede 132 dolar seviyesine gerileyerek %40 erimesi ve hızlı düşüşün henüz önünün alınamamış olması bir dönemin sona erdiğinin göstergesi. Sosyal medya harikaydı. Bitti mi? Hayır, ama doğasının hızla değişeceği kesin. Facebook algoritmasının toplumların kutuplaşmasına katkıda bulunduğu, öteki kavramını güçlendirdiği ve mutsuzluğu artırdığını ortaya koyan birçok araştırma yayınlandı. Facebook bu iddialara bir medya şirketi olmadığını söyleyerek yanıt verirken, aslında faaliyetlerinin olumsuz sonuçlarının hep farkındaydı ve bunun bir gün başına dert olacağını bence hep biliyordu. Bu güne kendini hazırlamak için para ve kullanıcı biriktirdi. 2019’da Facebook’un gelir modelini çeşitlemek adına daha somut adımlar atacağını ve markalara müşterileri ile temas kurabilmeleri için yeni teknolojiler ve arayüzler sunmaya çalışacağını düşünüyorum. Son kullanıcılarına da ücretli bazı hizmetler sunmaya başlayabilir. Bu Facebook için bir ölüm kalım mücadelesi olacak. Bence çok heyecanlı birkaç yıl bizi bekliyor.

Facebook sadece sosyal medyayı değil, bir nesil için Google ile birlikte interneti sembolize ediyor. Geride kalan 15 yılda bu iki firmanın geliştirdiği platformlar dijital medya ve dijital pazarlama için can damarı oldular. Varlık esasları kullanıcı verisini toplayıp işlemeye dayalı olan bu iki firmanın başarılı vakaları yaratıcı endüstriyi bile veri odaklı düşünmeye zorladı. Netflix’in veri odaklı muhteşem dönüşümünü izledik. En sonunda tüm veri kaynaklarını kullanan akıllı programatik reklam altyapıları üzerinden gerçekleştirilen, editoryal içerikle uyumu bile pek önemsenmeyen kişiye özel reklamların insanlara tam da ihtiyaç anında ulaştırıldığı bir dünyaya geldik.

Programatik altyapıların gelişen yapay zekayı da kullanarak daha da etkin hale geleceği kesin. Frekans, mecra, hedef ve zamanlamayı seçen yapay zekanın iletilen yaratıcı reklam içeriğini de tasarlayabileceği günlere geldiğimizde dijital reklam pastasının tamamı altyapı sahiplerine gidecek; belki butik işler dışında ajans ve insan dokunuşuna gerek bile kalmayacak. Pazarlama iletişiminin yaratıcı yönünün insan hayatına estetik, ilham, hayal kurdurma ve sosyal birleştirme gibi birçok açıdan değer de katabileceğine dair belki de naif bir inancı olan benim gibi romantiklerin kabul etmek istemeyeceği bir geleceğin resmidir bu. Avrupa Birliği’nin kullanıcı verisinin toplanması ve işlenmesine dair hayata geçirdiği yasalar etkin şekilde uygulanır, ABD’de de benzer yasalar çıkarılır ve son kullanıcı hassasiyeti artarsa belki bu geleceğin kıyısından döneriz. Hep beraber izleyeceğiz.

Mert Erkal
Founder Stradiji

Google Web Yöneticisi Analisti Gary Illyes, dijital mecralarda bir marka adının geçmesinin, marka sitesine link verilmemiş olsa dahi, Google algoritmasını tetiklediğini belirtti. 2019’da bu trendin hız kazanmasını bekliyorum. Firmalar 2019 yılında ne yapıp edip Google’a insanların tercih ettiği bir marka olduklarını ispatlamak durumundalar. Stratejisini bunun üzerine kuran firmalar 2019 yılında daha başarılı olacaklar.

Muhammet Ilduz
Performance Marketing Manager Sempeak

Google’ın, reklamcılık arayüzü olan AdWords’den Ads’e geçiş sürecinde birçok yeni özelliği beraberinde getirmesi ve kampanya teklif stratejilerinde yapay zekayı ön plana çıkarması, reklamverenlere mevcut stratejilerini geliştirmesi konusunda geçmiş yıllara nazaran daha geniş bir bakış açısı kazandırdı.

2018’de ivme kazanan bu değişimin, 2019 yılında yapay zeka teknolojilerinde gerçekleşecek ilerlemelerle birlikte daha da hızlanacağını söyleyebiliriz.

Reklam verenler açısından rekabetin her geçen gün arttığı, markaların en küçük maliyetleri bile hesaplamaya başladığı günümüzde, operasyonel verimliliğin ve yatırım getirisinin artırılması hedeflerinde yapay zekanın büyük bir rol üstleneceğini öngörüyoruz.

Mustafa Dalcı
Founder Userspots

İnsan-makine etkileşimiyle başlayan kullanıcı deneyimi alanında 2019 yılında insan-insan etkileşimine evrilmeye çalışan kullanıcı-arayüz etkileşimini göreceğiz. Bu yeni dönemde sadece chatbot’larla alakalı değil diyalog kuran arayüzleri de bol bol göreceğiz.

Deneyim tasarımının artık birçok sektöre de nüfuz edeceğini ve her bir sürecin alış süreci tasarlar gibi tasarlanacağını öngörüyoruz. Buna da en büyük adayımız çalışan deneyimi tasarımı olacak.

2019 yılında geleneksel kullanıcı deneyimi çalışmalarının giderek yalınlaşacağını ve uzun süreli kullanıcı araştırmaları yerine MVP ürün çıkarmaya odaklı kullanıcı araştırmalarının yapılacağını belirtebiliriz.

Arayüz tasarımı özelinde de fiziki mekanları işin içine katarak artırılmış gerçeklik uygulamalarını tasarlamaya başlayacağız.

Nurettin Özdoğan
Genel Müdür Gelin Pırlanta

Ben biraz Türkiye ekonomisindeki büyüme hızı düşeceği için, şirketlerin uluslararası pazarlara odaklanacağını düşünüyorum. Mesela E-İhracatı, Amazon’da ürün satmayı daha çok konuşacağız.

Gerek hizmet gerek mal da satsanız dijital pazarlamanın önemi her geçen gün artacak. Eskiden malını yurt dışı piyasalarına satmak isteyen bir üretici, fuarlara katılır ya da orada bir distrübutör bulup pazara girerdi. Tek yol buydu.

Şimdi şirketler kendi eticaret sitesini ya da kurumsal sitesini lokalize ederek, mal ve hizmetlerini tanıtmaya başladı. Biz bunu özellikle perakende sektöründe görmeye başladık. Yakın coğrafyada – Irak, Rusya, Kazakistan, Romanya gibi ülkelerde- mağazası olan Türk perakende sektörü o ülkelerde lokal eticaret siteleri kurmaya başladı.

Burada dijital pazarlama profesyonellerine çok iş düşüyor. Çünkü o ülkede kaliteli ve uygun fiyatlı trafiği sitenize getirmek, markanızı duyurmak çok daha önemli hale gelecek. Her ülkenin kullanıcı davranışları, satın alma aksiyonları çok farklı. Mecralar bile farklılaşıyor. Bazı ülkelerde Google ağırlıklı performans pazarlamasına yapacakken, bazı ülkelerde -mesela Rusya’da-Google’dan ziyade Yandex, Mail.RU, Vkontakt, Ok.Ru gibi networklerde performans pazarlaması yapacaksınız. Ortadoğu’ya odaklanıyorsanız, influencer marketing odağınızda olacak. Belki Snapchat’i bile kullanacaksınız.

ONUR OZCAN SENCER KISA SERBAY ARDA AYZIT SAHIN SECIL TUGCE DURMUSOGLU
UGUR ESKICI UGUR OZMEN UMIT YILMAZ YAPRAK RUYA BULUT YUSUF BARUTCU
YUSUF OZBAY ZAFER KAVAKLI
Onur Özcan
Programmatic Solutions Manager Amnet

2019’da dijital pazarlamanın birden fazla farklı branşında, Türkiye özelinde çeşitli radikal gelişmelerin konuşulacağını düşünüyorum.

Öncelikle programatik medya satın alımının hacmindeki artış 2018’in ikinci yarısında yaşanan ekonomik durumdan ötürü yavaşlamış olsa da büyük reklamverenlerdeki gelenekselden programatiğe geçişin hızlanmasıyla bu trendin tekrar yükseleceğini düşünüyorum.

Buna ek olarak küçük ve orta ölçekli yayıncıların çatı SSP’ler altında toplanarak envanterlerini programatiğe erişilebilir kılması ve piyasada yer edinen lokal data sağlayıcıların yayıncılardan topladığı özel segmentlerin DSP’lerce erişebilir olmasıyla yine programatik satın alma,  reklamverenler için daha cazip olacaktır.

SEO’da, mobil-öncelikli indekse geçişin web sitesi sahiplerine Google tarafınca gönderilen maillerle resmileştirilmesiyle birlikte artık markaları daha ciddi bir süreç bekliyor. Öyle ki geçtiğimiz dönemlerde kullanıcı davranışı sonucu olarak zaten mobil siteler daha iyi bir deneyim sağlamak üzere optimize edilmişti. Ancak mobil öncelikli endeksle birlikte markaların mobil sitelerini sadece kullanıcı deneyimine uygun olarak değil, arama motoru botlarının da tarayıp anlamlandırabileceği şekilde düzenlemesi gerekiyor. Özellikle JavaScript ağırlıklı çalışan ve ileri web uygulamaları (PWA) ile sitesini oluşturmuş markaların bu süreçte işi nispeten daha zor olacak. Tüm bunların neticesi olarak sürekli değişen ve gelişen web uygulamalarına hakim teknik SEO’lara olan talep de artacak.

Sesli arama için optimizasyonun bu sene de çok gündemimizi meşgul edeceğini düşünmüyorum. Ancak iki elden (desktop) tek ele (mobil) evrilen dünyada, sesli asistanların son kullanıcılar tarafından daha da fazla benimsenmesiyle beraber eller serbest (hand-free) ve sesli arama yönetimi için optimizasyon yapacağımız günlerin de çok uzakta olduğunu düşünmüyorum.

Affiliate konuşacak olursak, geçtiğimiz yıllarda affiliate yayıncılarının ağırlıklı olarak ürün listeleme (aggregetor), kupon, para-iadesi (cashback) siteleri üçgeninin ötesinde geçemediğini söyleyebiliriz. Dünyaya baktığımızda özellikle Amazon’un aktif olduğu ülkelerde inceleme sitelerinin de baskın bir şekilde affiliate dünyasında aktif olduğunu görebiliriz. Bu yüzden Amazon’un sunduğu yayıncı araçlarıyla birlikte Türkiye’de ürün inceleme özelindeki sitelerin de artacağını görebiliriz. BoostROAS’ın düzenlediği webinarda da bahsettiğimiz gibi büyük yayıncılar özellikle ek gelir olarak affiliate kanalına yöneleceklerdir.

Sencer Kısa
Digital Marketing Executive Mlpcare

Ülkemizdeki sağlık regülasyonlarının sektöre getirdiği kısıtlamalar, tutundurma faaliyetlerini neredeyse tamamen yasaklamaktadır. Bu engeller sağlık sektöründe özellikle geleneksel pazarlamaya nazaran uygulama alanı ve erişilebilirlik açısından daha esnek yapıya sahip olan dijital pazarlama alanının daha da öne çıkmasını sağlamıştır. Dünyadaki teknolojik ve sosyal gelişmeler ile birlikte kullanıcı alışkanlarının mobilize olmasının da bu kazanıma katkısı büyüktür.

Davranışsal değişimler ve sektördeki kısıtlamalar sağlık sektöründe dijital pazarlamanın geleceğini öngörüsel ve kreatif düşünce yapısına zorlamaktadır. 2019 yılı dijital pazarlamada sağlık sektörü için yeni müşteri kazanımından ziyade müşteri deneyiminin ön planda tutulduğu ilişkisel pazarlama konusunda hız kazanacaktır. Sağlık sektöründe yer alan firmalar CRM, pazarlama otomasyonu ve iş zekası kaslarını kuvvetlendirmeli ve döngüsel pazarlama yapısına odaklanmalıdır. Bu odak sektörün öngörüsel pazarlama yanını kuvvetlendirirken, kreatif yanını da bu yapının en büyük silahı olan içerik pazarlaması tamamlayacaktır. Özellikle regülasyon kısıtlamaları nedeni ile kullanıcıyı bilgilendirme ve bilinçlendirme üzerine kurgulanan dijital pazarlama aksiyonları, potansiyel müşterileri yakalamanın ve döngüsel pazarlama stratejimiz içerisinde aksiyona yönlendirmenin temelini oluşturacaktır.

Serbay Arda Ayzıt
Managing Partner Optdcom

2019’da daha çok içgörü konuşacağız. Şimdiye kadar dijital pazarlama kanallarını optimize etmeyi konuştuk. Yapay zeka hayatımıza iyice entegre olmaya başladı. Google, Facebook gün geçtikçe reklam modellerine yapay zekayı daha da fazla entegre etmeye başladılar, bu da önümüzdeki yıllarda dijital reklam uzmanlarının kendilerine farklı yetenekleri katma zorunluluğunu hayatımıza sokacak. Hayatımızda artık birçok veri var. Önemli olan ise bu verilerden çıkarabileceğimiz içgörüler…

Şahin Seçil
Co-Founder BoostRoas

Şüphesiz yapay zeka bu senenin en çok tüketilen içerikleri arasındaydı. O kadar popüler oldu ve olmaya devam ediyor ki kullandığımız araçlarda ihtiyaç olsun olmasın yapay zekaya yer verildiğini, pazarlama faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını görüyoruz.

2019 için de yapay zeka projeleri gündemdeki yerini korumaya devam ededursun, uygulama kısmında firmaların mevcut datalarını daha çok anlamaya odaklanacağı, ölçümlemenin ve analizin daha yoğun olacağı bir yıl olacak. Özellikle Türkiye özelinde Google Analytics 360 kullanan ve hatta Analytics harici premium ölçümleme araçları kullanan firmaların sayısında da ciddi artış görüleceğini öngörüyorum. Bu da beraberinde veriyi analiz edecek uzman gereksinimi getirecek.

Özetle 2019 yılı; pazarlama dünyasının daha çok yapay zeka konuştuğu, firmaların Analytics projelerine yaptığı yatırımları artırdığı, İK uzmanlarının bir-iki yıl tecrübeli data scientist arayışında olacağı bir sene olacağını öngörüyorum.

Tuğçe Durmuşoğlu
SEO Team Leader Optdcom

2019’da SEO için dikkat çeken ve üzerinde konuşacağımız konular bence şu şekilde olacak;

Kullanıcı deneyimi -UX- çok daha önemli bir hale gelecek ve bu nedenle SEO ve UX ekiplerinin birlikte çalışma gerekliğinin doğacağını düşünüyorum. Bununla birlikte, yine kullanıcı deneyimine hizmet eden geliştirmelerin trend olacağını; örnek olarak chatbot’ların sektörlere göre daha çok ilgi göreceğini söylemek mümkün.

Etkileşim: SEO’nun sosyal medya ile birlikte çalışması gerektiğinin anlaşılacağını, YouTube kanalları-web siteleri ve sosyal medya hesaplarının birbirinden çok ayrı görülmemesinin ve tüm mecraların birlikte düşünülmesinin öneminin 2019’da kendini göstereceğini düşünüyorum.

İçerik türleri: İçerik türlerinin görsel ve zengin içerikler düşünülerek geliştirilmesinin fayda sağlayacağını, podcast ve video gibi içerik türlerinin ön plana çıkacağını düşünüyorum. Bu sebeple, YouTube SEO tarafına verilen önemin de artması kaçınılmaz olacaktır. İçerik tarafında ise “evergreen content” denilen, kullanıcıya sürekli fayda sağlayacak, detaylı ve konuyu tümüyle ele alan kaliteli içeriklerin değerinin artmasını bekliyorum. Ayrıca, uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiler tarafından üretilen içeriklerin ön plana çıkacağını düşünüyorum.

Web sitelerinde yer alan değeri düşük içeriklerin temizlenmesi ve revizyonu ilgili olarak çalışmaların da artacağını söyleyebilirim.

Sesli arama konusunda  2019’da Türkiye’de mevcuttakinden çok farklı bir durum olmayacağını, diğer ülkelerdeki sesli arama kullanımı düzeyine gelmemiz için zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bunun için ön hazırlık olarak “featured snippet” sonuçlarda yer alabilecek şekilde içeriğinizi geliştirmenizi tavsiye edebilirim.

Mobil geliştirme ve hız konusunda ekstra bir şey söylemeye gerek duymuyorum yıllardır SEO çerçevesinde en çok konuşulan konular zaten 🙂

Uğur Eskici
Founder Kriko

Pagespeed, UI/UX ve içerik başlıklarını parantez dışına alarak başlamak istiyorum. 2020 yılında sesli aramaların, tüm aramalar içerisindeki oranının %50 civarında olacağı öngörülüyor. 2019 yılı için trend voice-search gözükse de öncesinde structured-data implementasyonları çok daha önemli hale gelecek. Machine-learning uygulamaları yine önemli konulardan birisi. Hatırlarsanız 2015 yılında kendi kendini geliştiren bir algoritma olarak karşımıza çıkan Rankbrain, birçok anlamda ekosistemi etkilemişti. Geliştirilmesi henüz bitmemesine rağmen kompleks sorulara eskisine nazaran daha net yanıtlar verebilen Google, 2019’da insanları ve deneyimlerini daha iyi anlar hale gelecek. Bu yüzden de “experience”, “brand & reputation management” ve “content & information architecture” önemli konular içerisinde.

E-ticaret tarafında ise Amazon ve Alibaba’nın Türkiye’ye girmesinin ardından, rekabetin yükseleceği ve markaların performans kanallarına daha fazla bütçe ayıracağını düşünüyorum. Fakat diğer yandan doların durumunu göz önüne aldığımızda, genellikle önce pazarlama bütçelerinde küçülmeye gidiliyor. Böyle bir durumda ise Amazon ve Alibaba’nın daha az etkileneceğini düşünmek çok da yanlış olmaz. Ek olarak iletişim ve kriz yönetimi konularında daha hassas olunacağı aşikâr. Son olarak data-driven decision marketing ile chatbot uygulamaları da yine gündem konularından birisi olmaya devam edecek.

Uğur Özmen
CRM Consultant/Lecturer Bilgi University 

Yıl sonu yaklaşıyor. Hemen her kurum ve kişi (falcı, astronom ve fütürist olmayanlar bile) önümüzdeki sene ne olacağını söylemeye başladılar. İçerik Bulutu bana “Dijital pazarlamada önümüzdeki sene neler olacak?” diye sorunca “Ben de eksik kalmayayım.” dedim.

Ne var ki yıldızların ve gezegenlerin konumundan hiç anlamıyorum, kahve veya bakla falı konusunda zerre kadar fikrim yok. Üstelik okudukça bireylerin kurumlar (özellikle de veri işleyen teknoloji şirketleri) önünde zayıfladığını düşünerek karamsarlaşıyorum.

Üstelik ta 2011’lerde “Gelecekte bizi yönetenleri Facebook, Google, Amazon seçecek. Bizim için en iyisinin onlar olduğuna inanacağız. Kendi seçimimiz sanarak…” diye ahkam kesmiştim. Cambridge Analytica’nın 2016 ABD Cumhurbaşkanı seçiminde yaptıklarını öngörmüştüm.

“2017 pazarlamada veri yılı.” dediklerinde “Yahu ben onu 16 yıldan beri söylüyor, 10 yıldan beri yazıyorum” da dedim.Bu örneklerden, geçmişteki bazı önermelerimin sonradan doğru çıkmasından cesaret alarak 2019 için kehanetlerde bulundum.

Dijital pazarlamada 2019’da Türkiye’de neler olacak?-Çoğunluk sadece SEO’yu veya anlamını bilmeden kullandığı growthhacking’i dijital pazarlama sanacak. Bunlardan biri hakkında eğitim alınırsa uzman olunacak; ikisi hakkında “bir şeyler okumuş” ise LinkedIn’de “kıdemli dijital pazarlama uzmanı” veya “son reklam bükücü” yazacak.Dijital Pazarlama Uzmanı eğitim programları, çeşitli isimler altında devam edecek. İçinde hiç veri analizi, veri anlamlandırma, kişiselleştirme, yaşam boyu değer eğrisi… gibi kavramların geçmediği programlar gırla gidecek. Bu eğitimlere katılanlarla biraz sohbet ettiğimizde, “Bize böyle anlatmadılar” denilecek.

-Dijitalleşme, Endüstri 4.0 ve Dijital Dönüşüm’ün farklı kavramlar olduğu çoğunlukla anlaşılmayacak ama her üçü de cümle içinde daha sık kullanılacak. Dijital pazarlama sunumları da bu kavramlara bağlanacak.-Chief Digital Transformation Officier – CDTO veya Chief Digital Officier – CDO unvanlı kişilerin sayısı artacak. Kurumlar e-ticaret sitesini CDO’ya bağlayacaklar. Mağazalar ve dijital ortamlar ayrı tellerden çalmaya devam edecek ama kurumlar “Artık omni-channel bir şirket olduk” diye demeçler verecekler.-Son zamanlarda yurt dışında yazılan pazarlama makalelerinde “müşteri deneyimi” sıkça geçiyor. Buralardaki dijital pazarlamacılar eksik kalabilir mi? Elbette HAYIR. Müşteri deneyimi de haklı payını alacak. Dün nöromarketing, nesil farkları, itibar yönetimi konuşanlar artık müşteri deneyimi anlatacaklar.

– Onsekizbinyediyüzaltmışsekizinci e-ticaret sitesi açmayı “girişimci olmak” sananlar var olmaya devam edecek. Hiç ticaret bilmeden, hiç stok taşımadan, hiç üretim yapmadan, hiç risk üstlenmeden… Sadece akıllı ilişkiler kurarak girişimci olunabileceğini söyleyenler de olacak, onlara inananlar da…– “İletişim ajansı dediğin, iki yılda bir değiştireceğin tedarikçidir. Stratejik ortak gibi süslü kavramlara kanmayın” diyen Pazarlama Müdürleri ve -maalesef-  onları haklı çıkarmak için çaba sarf eden dijital ajanslar var olmaya devam edecek.-Dünya dijital ajans ağları sıralamasında reklam kökenli olanların ilk sıralarda yer bulmakta zorlandığını, danışmanlık ve teknoloji kökenli dijital ajans ağlarının ilk sıraları ele geçirdiğini, dijital pazarlamacı olduğunu iddia edenlerin çoğunluğu bilmeyecek.

-Veri arttıkça müşteri deneyimini iyi anlamanın ve yaratıcılığın değerinin artacağını anlatmak daha da zorlaşacak.-Müşteri ilişkilerinde yapay zeka kullanımı sıkça konuşulmaya devam edecek. Artık başarı öykülerini kurumların birbirlerine hava atmak için değil, gerçekten müşterilerin hayatını kolaylaştırmak ve sürtünmesiz müşteri deneyimi tasarlamak için kullanacakları -neyse ki- birkaç örnek olacak. Bu örnekleri her sunumda dinlemekten bıkacağız.

Ümit Yılmaz
Founder Makevisible.net

2018’de gündemimizi en çok meşgul eden konu “Mobile First” idi. Ancak bu gündem artık geride kaldı. Google’ın CEO’su Sundar Pichai’nin de belirttiği üzere yeni gündem artık “AI First”. Makine Öğrenmesi ile 2019’da kullanıcı deneyiminin sıralamalara daha çok etki edeceğini göreceğiz.

Backlink, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi önemini yine koruyacak ancak biraz şekil değiştirecek. Web’de marka hakkındaki konuşmalar “Entity” terimi ekseni etrafında algoritmaya daha çok ağırlık kazandıracak. “Brand Mention Monitoring” araçları uzmanlar tarafından daha çok kullanılmaya başlanacak. Özetle 2019’da önceki yıllarda konuştuğumuz konulardan farklı olarak UX ve PR başlıklarının SEO ile daha çok iç içe geçeceğini göreceğiz.

Yaprak Rüya Bulut
Co-Founder Contentus İçerik Ajansı

2019’da markanın içeriğini değil, içeriğin markasını konuşacağız.

Ben içerik pazarlaması kavramının ülkemize gelişini biraz Vizontele hikayesine benzetiyorum. Nasıl çalışacağıyla ilgili elimizdeki bilgi biraz “vericiyi yüksek bir yere koymak” ile sınırlı gibiydi. Yani bizim dünyamızdaki karşılığına bakarsak her şey bir kurumsal blog açma fikri ile başladı. Bu fikir neredeyse bir dedikodu gibi doğrusuyla yanlışıyla dijital dünyanın her bir noktasına sızdı. Kim ne kadar doğru uyguladı da “Bartın’da kına gecesi”ni izleyebildi orası ayrı bir konu. Şimdi ise durduğumuz nokta ve konuştuğumuz konular bambaşka elbette.

İçerik pazarlaması dünyasında 2018’in ortalarından itibaren gözlemlediğim bir gelişmenin 2019’da çok daha yaygın bir şekilde benimseneceğini ve uygulanacağını düşünüyorum. Artık içerik, bir projenin son basamağı olarak görülüp çoktan kurgulanmış bir dünyanın üzerine yamalanmaya çalışılan yan ürün olmaktan çıkacak ve bütün bir kurguyu kendi üzerine inşa eden bir temel görevi üstlenmeye başlayacak. Yani bir proje, diğer tüm pazarlama faaliyetlerinin yanı sıra ek olarak içerikle pazarlanmayacak; içerik, pazarlamanın ta kendisi olacak ve geri kalan her şey bunun üzerinde yükselecek.

Dünyadaki en başarılı içerik projelerinin zaten bu kurguyla ilerlediğini görüyoruz. Buna verebileceğimiz en lezzetli ve mükemmel örnek de elbette Redbull’un kendisini bir içecek markası değil bir içerik markası olarak konumlandırması. İşte, tam da böyle olmalı. Buradan da şunu anlıyoruz ki 2019 yılında içerik pazarlaması dünyasında en çok duyacağımız kelime “strateji” olacak. Doğru stratejiyi bulan, doğru uygulayan, doğru yöneten ve ölçümleyebilen markalar 2019’un yıldızları olacak.

Yusuf Barutçu
Head of Business Development, New Markets SEOmonitor

2019’da dijital pazarlama, çok data toplamaktan ziyade topladığı datayı daha iyi okuyabilenin daha çok kazandığı bir alan haline gelecek. Öyle ki, dönüşüme giden yol, hem artık daha fazla süre alıyor hem de kullanıcıya daha çok noktada dokunmayı zorunlu kılıyor. Bu kadar datanın biriktiği yerde kullanıcıya doğru mesajla, doğru alanda ulaşabilecek stratejiler geliştirmek daha da önem kazanacak ve büyük fark yaratacak.

Bu yaklaşımın SEO’daki yansıması ise “kullanıcıyı ikna edecek bir deneyim yaşatmak” olarak karşımıza çıkıyor. Hedef kitlenin nerelere odaklandığını bularak -yani datayı doğru okuyarak- arama niyetine (intent base keywords) göre kullanıcı deneyimi sunmak, içerik konusunda en büyük ayrıştırıcı unsur haline gelecek. 2019 datayı doğru okuyabilenlerin aradaki farkı açacağı bir yıl olacak.

Yusuf Özbay
Head of SEO Etstur

2017 yılına kadar “20## yılı mobilin yılı olacak” öngörülerini bolca yaptık. 2018 itibari ile sitelerin “mobile-first enable” olmaya başlamasıyla, araştırmalar gösteriyor ki siteler trafiğin %50’den fazlasını artık mobilden alıyor. Devir çok boyutlu öncelikleri konuşma ortamına müsait. Jumpshot araştırmasına göre “No-Click Searches” mobilde %61 ve masaüstünde %34. SEO değişiyor ve giderek trafik almak zorlaşıyor. 2019 yılında metin tabanlı içerikler yerine sesli, etkileşimli ve görsel ağırlıklı içerikler üretmek ve Google’dan bağımsız kanallarda bu içerikleri ilgili hedef kitleye ulaştırmak hayati önem taşıyacak. 5 duyu organımızın hepsi sürece dahil olacak. Sesli ve dokunmatik aramalar daha da önem kazanacak. Şimdilik “Voice Search” tarafında yalnızca belli başlı komutları kullanıyoruz, lakin ileride meşguliyetlerimize istinaden satın almaları, işlerimizi vs. sesli aramalar kullanarak yapacağız.

Bunun yanında hiçbir zaman ekranlı aramalar önemini yitirmeyecek, çünkü farklı sektörlerde hayatımızın her alanında olan cihazları farklı amaçlarla kullanacağız. Eller serbest, yapay zeka destekli sesli asistanlar “conversational search” için, ekran etkileşimli ve dokunmatik aramalar da aktiviteler ve eğlenceler için kullanılacak. Markalaşma ihtiyacı giderek artıyor ve üretilen multimedia içeriklerini marka profili ile özdeşleştirerek bilinirliği artırma daha da önem kazanacak. Günümüz dijital dünyasında tüketicinin davranışlarını derinlemesine ve çok yönlü anlayarak oluşturulacak içerikleri “life time value” için bir “journey” süreciyle sunmalıyız. “Big data” yeterince konuşuldu. Artık elimizdeki bu big datayı anlayarak içgörüler çıkarmak ve farklı malzemelerle birlikte yeni senaryolar kurgulamak ve “journey”ler sunmak zamanıdır.

Zafer Kavaklı
Digital Marketing Manager ebebek

2019’da dijital pazarlama performans alanında yapay zeka teknolojilerinin ve buna dayalı otomasyonların daha da ön planda olacağı bir yıl olmasını umuyorum. Bu alanda chatbot’ların daha da akıllı hale gelmesi bir diğer beklentim.

2020’de web aramalarının yarısının sesli komut ile yapılacağı öngörüsüne dayanarak arama motoru optimizasyonu ve içerik pazarlama uzmanlarının sesli arama trendlerine ayak uyduracağını ve bu yönde çalışmaların hız kazanacağını düşünüyorum.

Video içeriklerin daha da ön plana çıkmasını bekliyorum. Firmaların video ve metin içeriklere daha çok emek harcayacağı görüşündeyim.

Perakende sektörü adına da dijitalde yapılan yatırımların mağazada ve telefonla yapılan satışlara olan etkisini ölçme tarafında gelişmeler görmek sevindirici olur. Her yaptığımız yatırımın geri dönüşünü görmeyi seven performans pazarlamacıların bu alanda %100 sağlıklı bir ölçüm yapamadıklarını ve bu konuya yoğunlaşacaklarını tahmin ediyorum. Google ve Facebook da bu konuda çalışmalar yapıyorlar.

2019’da Türkiye’den yurt dışına satış yapacak firmaların sayısında da bir artış bekliyorum. Bu da yurt dışına yapılacak dijital pazarlama faaliyetlerinde artış sağlayacaktır.
Son olarak icerikbulutu.com ekibine ve herkese güzel bir 2019 yılı diliyorum.

E-ticaret’te Satışları Artırmak İçin Facebook Nasıl Kullanılır?

E-ticaret’te satışları artırmak için etkili mecralardan birisi de Facebook’tur. E-ticaret yapanların öncelikle Facebook reklamları için kitlelerini oluşturmayı, Facebook’ta içerikleriyle hedef kitlelelerine nasıl ulaşacaklarını ve özgün Facebook reklamları yapmayı bilmeleri gerekiyor. Gelin hemen bunların nasıl yapılabileceğine bakalım:

1)Facebook Reklamları İçin Kitlelerinizi Ayarlayın
Facebook reklamları, ürünlerinizi tanıtabileceğiniz ve satış oluşturmak için yeni fikirleri test edebileceğiniz etkili bir kanaldır.

E-ticaret’te satışlarınızı artırmak için Facebook reklamlarını kullanmaya başlamak için aşağıdaki adımları takip edin:

1. Adım: Facebook Piksel’i ekleyin
Sitenizi ziyaret eden kullanıcıları takip etmek için Facebook pikseline ihtiyacınız var . Bu, sitenizde kullanacağınız ve ziyaretçilerinizin davranışlarını izlemenizi sağlayan koddur.

Reklam Yöneticinize giderek ve en üst menüden “Ölçüm ve Rapor” sütununa gidin ve “Olay Yöneticisi> Pikseller”i tıklayın .

Açılan ekranda “Pikseli Ayarla” düğmesine tıklayın.
Daha sonra kurulum yöntemini seçin. Etiket yöneticisi en ölçeklenebilir, verimli aynı zamanda kurulumu en zor olanıdır. Yeni başlayacaksanız, kodu kendiniz manuel olarak yükleyin.

Çıkan kodu kopyalayın ve seçtiğiniz e-ticaret platformu yazılımına yükleyin.

Son olarak “Piksel Yardımcısı”nı yükleyin. Piksel Yardımcısı, Facebook piksel olaylarınızın düzgün yüklenip yüklenmediğini kontrol etmenize yardım eden bir Google Chrome eklentisidir. Sitenizin tek tek sayfalarını gözden geçirmek için Piksel Yardımcısı’nı yükleyin ve olaylarınızın doğru tetiklendiğinden emin olun.

2. Adım: Özel Kitle ve Benzer Kitle Oluşturun
En basit tanımla özel bir kitle, sitenizi ziyaret eden ve belirli davranışlar gerçekleştiren bir grup kişidir.

Facebook sitenizin ziyaretçilerini Facebook hesaplarıyla bağlayabildiğinden, bunları Facebook reklamlarıyla hedefleyebilirsiniz.

İşte bu yüzden, Facebook pazarlamacılar için gerçekten etkili bir platformdur. Kim olduğunu zaten bildiğiniz insanlarla etkileşim kurduğunuz için, pazarlama çalışmalarınızın etkinliğini artırmak çok daha kolaydır.

Diğer yandan benzer kitleler, Facebook’un özel kitlelerinizdeki kişilere benzer olarak tanımladığı kişi gruplarıdır.

Örneğin, Facebook özel kitlenizin çoğunlukla spor yapmayı seven 25 ila 30 yaş arasındaki erkekler olduğunu belirleyebilir. Facebook’tan benzer bir kitle oluşturmasını istediğinizde, bu özelliklere sahip kullanıcıları size sunar.

Aşağıdakiler için özel bir kitle oluşturabilirsiniz:
• E-posta Aboneleriniz
• Site Ziyaretçileriniz
• Facebook Sayfanızı Beğenenler

E-posta aboneleri, ziyaretçilere veya hayranlara göre dönüşüm yapmaya daha yakın olma eğiliminde olduklarından, yukarıda gösterilen sırayla reklamlarınızı oluşturun:

Reklam Yöneticinize giderek ve en üst menüden “Varlıklar” sütununa gidin ve Hedef Kitleler>Özel Hedef Kitle Oluştur adımlarını takip edin.

Burada, oluşturmak istediğiniz kitleyi seçebilirsiniz.

Müşteri Dosyası kısmında, sadece e-posta listenizi bir .CSV formatında yüklemeniz gerekir.

“İnternet Sitesi Trafiği” kısmında ise, ziyaretçi türünü belirlemeniz gerekecektir. Tüm sitenizi ziyaret eden kullanıcıları, belirli bir kategoriyi, belirli bir ürün sayfasını (veya sayfalarını) seçebilirsiniz.

İşiniz bittiğinde, ilk özel kitlenizi tamamlayacaksınız. Bunu bir sonraki adımda kullanacaksınız.

Özel kitleniz bittiğinde, geri dönün ve “Benzer Hedef Kitle Oluştur” bağlantısını tıklayın.

Benzer kitle oluşturmak, özel bir kitleden çok daha basittir. İşte yapmanız gerekenler:
1. Kaynağı Seçin
2. Konumu Seçin
3. Kitle Büyüklüğünü Seçin

Not. Daha küçük kitle daha ilgilidir. Bu nedenle %1’ i seçin.

“Kitle Oluştur” düğmesine tıklayın ve işinizi bitirin!

3. Adım: Kampanyayı Oluşturun
Artık özel kitlenize ve benzer kitlenize sahip olduğunuza göre, kampanyanızı oluşturun.

Yapmanız gereken üç şey var:
1. Hedefi tanımladığınız kampanyayı oluşturun.
2. Kitleyi ve bütçeyi tanımladığınız reklam grubunu oluşturun.
3. Reklamın öğelerini(görsel, video ve metin) tanımlayacağınız reklamları oluşturun.

İpucu : Görsellerinizde “Yeni”, “Bugüne Özel % X İndirim” veya “2019 Kış Koleksiyonu” gibi merak uyandıran bazı metinleri kullanabilirsiniz.

2) Facebook Topluluklarından Faydalanın
Facebook gruplarında ürününüze en çok ihtiyaç duyan insanlar topluluğunu bulabilir ve geri bildirim alabilirsiniz.

İşte bunu nasıl yapacağınız:

1. Adım: Çevrimiçi Toplulukları Bulun
Başlamak için Facebook’ta ürününüz veya sektörünüzle ilgili anahtar kelimeleri arayın.
Ardından Gönderiler, Sayfalar ve Gruplar bölümlerini kontrol edin:

2. Adım: Kitleyi Tanıyın
Elinizdeki topluluklar listenizden, en fazla katılımcıya sahip olanlar ve etkileşimi yüksek olanlarla başlayın.
Farklı gönderilere ve yorumlara göz atın. Daha derine inip, ortak problemleri veya soruları keşfedin. Bu şekilde analiz ettiğiniz topluluk yayınlarından içerik fikirleri de alabilirsiniz.

3. Adım: Fayda Sunun
Çevrimiçi toplulukların yazılı olmayan bir yasası vardır: “Hiçbir zaman kimseye bir şey satmayın.”

İnsanlar bir şeyleri satın almak için değil, sosyalleşmek için çevrimiçi topluluklarda yer alıyor. Satış yapmak yerine faydalı bir şeyler vermelisiniz. Topluluğun faydalı bir üyesi olursanız, daha sonra ürünlerinizi tanıtmak veya diğer üyeleri yeni içerik yayınladığınızda sitenizi ziyaret etmeye davet etmek çok daha kolaylaşacaktır.

İçeriklerinizi tanıtırken, sunduğunuz yardım ve değere odaklanın. İnsanların sorunlarını keşfedin ve çözüm olarak içeriğinizin bağlantısını ekleyin.

Dilerseniz blog içerikleri oluşturmaya İçerik Bulutu Dijital Kobi paketleriyle başlayabilirsiniz.

3) Facebook’ta Yarışma Çalıştırın
“Potansiyel Müşteriler Bulma” hedefli bir kampanya ile mail toplayın. Mail toplamak için insanlara bir şeyler vermelisiniz. Bu bir ürün hediyesi olabilir. Yarışma hediyesi olarak Ad, Soyad ve Mail bilgisini verenler arasından seçilenlere ürünlerinizi hediye edin. Örneğin, “Yarışmaya Katılan 3 Kişiye X Ürünü Hediye”

İpucu: Ayrıca web siteniz için de çıkış formu oluşturmak suretiyle yarışmayı duyurup kitle toplayabilirsiniz.

Yarışma Katılımcılarını Nasıl Besleyeceksiniz?

İki e-posta gönderin:

Birincisi, her katılımcıya katılım için teşekkür maili gönderin. Ve bu maile yarışmanın devam ettiği son tarihe kadar geçerli olmak üzere sizden yapacakları alışverişler için %10 indirim kodu ekleyin.

Ayrıca varsa ilgili blog yazılarınız veya e-kitaplarınız bu mailin sonuna ekleyebilirsiniz.

İkincisi, yarışma bitince yarışmayı kazanamayanlara yarışmada hediye olarak verdiğiniz ürünleri belirli bir tarihe kadar geçerli olmak üzere %20 indirimle alabileceklerine dair bir mail gönderin.

Lovemark Nasıl Olunur? Adım Adım Lovemark Olmanın Yolu

Bu yazıda freelance ve içerik odağından biraz uzaklaşıp pazarlama çalışmalarına daha geniş kapsamlı bir şekilde bakmak ve “lovemark” olma konusunu incelemek istedim. Bunu istememin temel nedenleri bir markanın varlığını sürdürürken gerçekten onu seven, onlarla bağ kuran takipçilere ihtiyaç olduğunu anlatmak ve markaların bu konuda neler yapabileceğinden bahsetmek.

Şimdiye kadar hiç KPI’larınız arasına lovemark olmayı eklediniz mi? Tabii ki KPI yani temel performans göstergesi dediğimiz metrikler bütünü ölçülebilir olmalı, net bir şekilde belirlenmiş olmalı. Bu nedenle sayısal veriler dünyasında lovemark olmak gibi bir KPI’yı eklememeniz çok normal. Ancak bunu bir hedef olarak koyabilirsiniz. Hızlı ve çok çabuk ulaşabileceğiniz bir hedef değil, yavaş yavaş, sindire sindire, birden fazla disiplinde iyi bir şekilde performans göstererek.

lovemark

Size küçük bir anımı anlatarak başlamak istiyorum. Benim ilk lovemark’ımın kim olduğunu ve nasıl onu her zaman savunabilir hale geldiğimi. 2012 yılında Rocket Internet’in bir girişimi olan Bamarang’te çalışırken birbirinden farklı tasarım ürünleri pazarlıyorduk. Satışa sunduğumuz ürünlerin her birisinde özenilmiş, emekle bir araya getirilmiş özel parçalar vardı. Bazen bu el yapımı bir kolye iken bazen özel figürinler oluyordu. Giyim konusunda da harika markalar sunuyorduk. Bu markalardan bir tanesi ise yarattığı her tişört ve bu tişörtteki tasarımlar için bir hikaye oluşturan, tişörtlerinin yanında tasarıma dair notların olduğu kartları gönderen KAFT’tı. KAFT ile ilk kez 2012’de tanışmıştım.

Tasarımları gerçekten mükemmeldi. Tam benim tarzımdı, bir anda aşırı severek kullanabildiğim tişörtlerim olmaya başlamıştı. Ürünün kalitesinden de çok memnundum. Diğer markalardan aldığım tişörtler 1-2 yıkama sonrasında sünüp sağından solundan bollaşıyorken KAFT tişörtlere hiçbir şey olmuyordu. Markaya gittikçe bağlandığımı hissediyordum. Hatta o yılın tüm tişörtlerini almak gibi bir hedef koymuştum kendime.

Alışveriş yaptıktan sonra kargo çok hızlı bir şekilde geliyor, ürünün paketlenmesi beni mutlu ediyor, üstüne üstlük sahiplendikleri felsefe beni mest ediyordu. Artık sadece kendim için değil erkek arkadaşım ya da abim için de alışveriş yapmaya başlamıştım.

Bir gün artık bu sevgi karşılıksız kalmamalı, onları ne kadar çok sevdiğimi anlatmalıyım diye KAFT’ın iletişim sayfasından bir mesaj gönderdim. Şu anda tam hatırlayamadığım detayları ile birlikte genel olarak onlara olan aşkımdan bahsediyordum. Şimdiye kadar ilk kez bir markayı bu kadar savunur hale gelmiştim. Her yeni ürünlerini biliyor, var olan tişörtlerini birisinin üzerinde görsem adı ile söylüyordum. Bu düşüncelerimi markaya ilettim.

Sonrasında ise beklemediğim kadar güzel bir maille bana geri dönüş yaptılar. Çok sevindiklerini, gerçekten bu denli güzel bir etkiden şaşırdıklarını ve büyük bir keyifle bana tişört göndermek istediklerini ilettiler. Havalara uçtum. Hem cevap almıştım hem de bana tişört göndereceklerini söylüyorlardı. Tişört iki gün içinde bana ulaştı. Tahmin edebileceğiniz gibi satın alma geçmişime bakarak bende olmayan bir tişörtü göndermişlerdi. Yine ince düşünce gözlerimi doldurmuştu.

Fakat sadece burada bitmiyordu. Bir de el yazısı ile bir not göndermişlerdi: “KAFT’ın En Sıkı Takipçisi Öznur’a Sevgilerle”

musteri deneyimi

Notu açtığım o an eridim. En sevdiğim marka, beni en sıkı takipçisi olarak görüyordu. Daha nasıl iyi hissedebilirdim ki? Ardından marka kurucusu ve tasarımcısı Onur, bana mail yazdı. Bu noktadan sonra Onur ile aramızda harika bir bağ oluştu. O da benim heyecanımı sevdiğini, çok mutlu olduğunu iletmişti. Hatta aralıklarla ürünlere dair de konuşuyorduk. “Hangi kadın ürünleri olmasını istersin?”, “Nasıl bir tarz sence bizde olmalı?” gibi sorular soruyordu. Artık gerçekten beni kimse KAFT’tan koparamazdı. Koparamadı da…

Şu anda hala KAFT’ın tasarımlarını takip eder, kimseye de markayla ilgili laf söyletmem. Her ne kadar çalışma hayatına başladıktan sonra tişört ile olan bağım biraz azalsa da hala onların tişörtlerini keyifle giyerim.

Peki, ben bunu neden anlattım? Bu hikaye bir markanın doğru yaptığı her şeyi içeriyor. O halde sizin için bir de alt başlıklar halinde sıralayayım.

# Adım 1: İyi ürüne odaklanın

Eğer yaratabiliyorsanız, bütçeniz bunun için yeterliyse ve gerçekten kendinize güveniyorsanız iyi ürüne odaklanın. Kaliteden uzaklaşarak daha sonrasında daha büyük sorunlara neden olabilecek adımlar atmaktan kaçının.

# Adım 2: Ayrışma noktasını bulun

Sizi diğer markalardan ne ayrıştıracak? Ürünlerinize ekstra olarak katabileceğiniz farklılaştırma noktası ne olacak? Neden sizi tercih edecekler? Bu soruları mutlaka kendinize sorun ve net cevaplar bulun.

# Adım 3: Hedef kitlenizi tanıyın

Bu aslında ürünü planlamadan önce yapmanız gereken bir şey. Öncelikle hangi hedef kitle ile bir araya gelmek istediğinizi netleştirin. Doğru segmente hitap ettiğinizi bilin. Bu sayede o segmentin yer aldığı platformlarda olun, kendinizi tanıtın ve pazarlama aksiyonlarınızı buna göre yönetin.

# Adım 4: Her noktadan dokunun

Kullandığınız tüm sosyal ağlardan, sitenizden, sahip olduğunuz tüm dijital varlıklardan faydalanın. Hedef kitlenizle her zaman iletişim halinde olun ve onlara değer verdiğinizi hissettirin. Hedef kitleniz için özel içerikler oluşturun.

# Adım 5: Hedef kitlenizi dinleyin

Ürününüzü seviyorlar mı? Peki, neden seviyorlar? Ortaya çıkarmak istediğiniz faydayı onlara ulaştırabildiniz mi? Neyi daha iyi yapabilirsiniz? Anketlerle kullanıcılarınızdan geri bildirim alın. Geri bildirim her şeyi kolaylaştırır. Yapmak istediğiniz ile kullanıcı beklentisi arasında bir uçurum olmadığının farkına varın.

# Adım 6: İletişimi asla koparmayın

Sizinle hangi platform üzerinden iletişime geçmiş olurlarsa olsunlar, yorumlara ve sorulara cevap verin. Hızlı bir geri dönüş sağlayın. Buna yalnızca sorun çözme odaklı da bakmayın. Bazen Instagram paylaşımın altına yazılan özel bir yoruma cevap vermediğiniz için o kullanıcıyı kaybedebilirsiniz. Bazen de kaybetmek üzere olduğunuz bir kullanıcıyı iyi bir iletişimle geri kazanabilirsiniz. İletişim her zaman odak noktanızda olsun ve odağı asla kaybetmeyin.

# Adım 7: Bağlılık sağlayın

Yapabiliyorsanız sizi kullananlara başka ürünleri önerin, denetin. Bir loyality yani bağlılık kurgusu oluşturun. Sizi kullananlara başka platformlardan, markanız ile bağlı olabilecek diğer kuruluşlardan indirim ya da ayrıcalık sağlayın. Böylece markanıza bağlanabilmeleri için ekstra bir faydayı da ortaya çıkarmış olursunuz.

# Adım 8: Samimi olun

Bana göre bir markanın sahiplenmesi gereken en önemli değer samimiyet. Bunu mutlaka sahiplenin. Şeffaflıkla birlikte sağladığınız samimiyet, kullanıcının sizinle daha iyi bir bağ kurmasını sağlayacaktır. Samimiyet dediğimde aklınıza yalnızca “eğlenceli ve komik” bir iletişim gelmesin tabii ki. Markanızı gerçekten içten bir şekilde anlatırsanız sahip olduğunuz o samimiyet kullanıcıya geçecektir. İlla süslü sözlere gerek kalmayacaktır.

# Adım 9: Hatanızı kabullenin

Eğer bir hata yaptıysanız bunu ört bas etmek yerine telafi etmeye odaklanın. Yerine ne koyabilirsiniz? Kullanıcının sizden vazgeçmemesi için onu nasıl döndürebilirsiniz? Biliyorsunuz ki büyük bir yarışın olduğu günümüzde artık yeni kullanıcıyı elde etmek zor olduğu gibi var olan kullanıcıyı da sistemde tutabilmek oldukça zor. Çünkü sizin işinizi yapan bir başka marka çıkabilir ve kullanıcı daha fazla fayda gördüğü için o markayı tercih edebilir. Yaptığınız hataları kabul etmek ve onları çözebiliyor olmak kullanıcı gözünde markayı öne çıkarır.

# Adım 10: Markanızı geliştirin ve her yerde olun

Markanızın istikrarlı şekilde, çok uzunca bir süre varlığını sürdürebilmesi için kendinize her zaman yenilikler katmanız ve yenilikleri denemekten çekinmemeniz gerektiğini unutmayın. Bu sayede hem trendleri takip etmiş ve sahiplenmiş olursunuz hem de kullanıcılarınızın hayat akışına daha da dahil hissedersiniz.

Bunun yanı sıra pazarlama faaliyetlerinizi sadece online değil aynı zamanda offline olarak da planlayın. Ancak akıllıca planlayın. Çünkü offline çalışmalar iyi kurgulanmadığı sürece daha büyük başarısızlıklar getirmeye gebedir.

Tüm bu adımları aklınızda tutun, kendinizi geliştirmek için çalışın ve her noktada kullanıcınıza dokunun. Onu asla yalnız hissettirmeyin.

Toparlarsak;

– Kendinizi her zaman kullanıcının yerine koyun
– Ürünün kalitesine odaklanın, ancak iletişimi asla pas geçmeyin
– Yaratabileceğiniz her faydayı yaratın
– Kullanıcının geri bildirimlerini alarak kendinizi geliştirin
– Yenilikleri denemekten asla çekinmeyin

Ancak ne olursa olsun lovemark olmayı hedefleyin. Böyle olduğunda her şey daha da kolaylaşacak.

Sevgiler.