Son Blog Yazıları
İçerik Paylaşımı Nasıl Yapılır?

  Saatlerce emek verip içeriğinizi hazırladınız.

  Peki burada bitti mi? Hayır.

  İçeriğinizi çeşitli platformlarda paylaşmanız ve maksimum etkileşimi almaya çalışmanız gerekiyor.

  İşte size bunu nasıl yapabileceğinize dair 4 yöntem:

 

Facebook Sayfasında İçerik Paylaşımı Nasıl Yapılır?

  Facebook takipçilerinizin çevirimiçi oldukları saatleri biliyor musunuz? Bu bilgiye, Facebook Business Manager hesabınızda İstatistikler > Gönderiler bölümünden ulaşabilirsiniz.

  Takipçilerinizin çevrimiçi olma zamanlarının aşağıdaki gibi 9:00 ve 19:00 saatlerinde artışa geçtiğini varsayalım. Bu nedenle Facebook’ta içerik paylaşımlarınızı bu saatlerde yapmanız daha fazla etkileşim almanızı sağlayabilir.

 

  Bu verilere göre blog gönderinizi sabah saatlerinde paylaşırsanız, hem zamanlama hem de sınırlı organik erişim nedeniyle içeriğinizi kullanıcıların yalnızca küçük bir bölümü görecektir.

  Her iki gönderi arasında yeterli zaman olduğu sürece blog yayınlarınızı sosyal medyada bir kereden fazla paylaşmanız mantıklıdır. Bu nedenle içeriğinizin etkileşimini artırmak adına 9:00 ve 19:00 saatlerinde olmak üzere iki kere paylaşma yoluna gidebilirsiniz.

  Yayınınızı sosyal medyada ikinci veya üçüncü kez paylaştığınızda farklı bir gün ve saatte paylaştığınızdan emin olun. İlk paylaşımınızı Pazartesi günü saat 9: 00’da yaptıysanız, ikincisini Salı günü saat 19:00’da yapın.

 

E-posta ile İçerik Paylaşımı Nasıl Yapılır?

  E-posta, yeni kitle edinimi için bir kanal değildir ancak okuyucuları satın alma döngüsünde ilerlemeye yönlendirmek için mükemmel bir yoldur. 

Haftalık içerik bülteni hazırlayarak her hafta mail listenizdeki kişilere değerli içeriğinizi ulaştırabilirsiniz.

 

Facebook Reklamları ile İçerik Paylaşımı Nasıl Yapılır?

  Facebook, yapısı itibariyle kullanıcıları için arkadaşlarla bağlantıda kalmak, dünyada neler olup bittiğini keşfetmek ve onlarla ilgili önemli şeyleri paylaşmak ve ifade etmek için kullanılan bir platform. Dolayısıyla buradaki kitleyi, ürün veya hizmetlerinizi satın almaya yönelik reklamlarla değil onların hayatına dokunacak içeriklerinizle yakalamalısınız.

Nitekim Facebook değerli içerik barındıran reklamları daha yüksek alaka puanı ile ödüllendirir. Daha yüksek alaka puanı daha düşük CPC ve daha yüksek CTR’a ulaşmanızı sağlar.

Facebook reklamlarıyla ister sizi hiç bilmeyen kitleleri ister web sitenize uğramış kitleleri hedefleyebilirsiniz. Tabii bunun için ana sayfa ziyaretçileri kitlesi oluşturmanız  gerekiyor.

 

Google Reklamları için İçerik Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Hangi içeriğin en iyi şekilde dönüşüm sağladığını belirlemek için Google’da reklam verebilirsiniz. Böylece uzun vadede hangi anahtar kelime ya da kelime öbeklerini hedefleyeceğinizi belirleyebilirsiniz.

Satışlarınız için hiçbir şey yapmayan veya hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olmayan rastgele içerikler üretmek istemezsiniz. Kullanıcıların yalnızca tıklamalarını değil dönüşümünü izleyerek Google reklamları aracılığıyla istedikleri içeriği hızlı bir şekilde öğrenebilirsiniz. Buradan hareketle ne tür içeriklere daha fazla zaman ve para yatırmanız gerektiğini belirleyebilirsiniz .

Peki Google’da hangi reklam formatını kullanmanız gerekiyor?  

Yeniden pazarlamayı kullanmalısınız. Yeniden pazarlama, şunları yapabilmenizi sağlar:

  • Markanızın aramalarını artırır.
  • Tekrarlanan ziyaretçi oranlarınızı artırır.
  • SEO ve içerik pazarlaması etkinliğinizi artırır.

 

Yeniden Pazarlamayı Başlatırken Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Noktalar

Yeniden pazarlamada genellikle farklı kitleler oluşturmanız gerekir. Böylece teklif verme stratejinizi ve reklamlarınızı düzenleyebilirsiniz. Örneğin; blogunuzu ziyaret eden kullanıcılar için ve anasayfa ziyaretçileriniz için ayrı kitleler oluşturabilirsiniz. Bu temel bölümleme, sitenizin hangi bölümünü ziyaret edildiğine bağlı olarak farklı reklamlar göstermenize olanak sağlar.

Başka bir yeniden pazarlama stratejisi, blogunuzdaki farklı kategorilere dayalı kitleler tanımlamaktır. Konuya göre sınıflandırılmış blog içeriğiniz varsa yeniden pazarlama kitle tanımlama stratejinizde bu konulara göre kitleleri sınıflandırabilirsiniz.

İçerikleriniz için reklam verirken bu iki yöntemi de tercih edebilirsiniz.

Organik Trafiğiniz Aniden Düştüğünde Kontrol Etmeniz Gereken 6 Şey

Eğer bir web sitesi sahibiyseniz ya da içerik pazarlaması yapıyorsanız bu senaryoyu kuvvetle muhtemel yaşamışsınızdır: Sitenizin trafiği düşer ve nedenini siz bile açıklayamazsınız.

Bu durumun bir çok suçlusu olabilir. Bu noktada aklınıza gelen ilk suçlu değişen Google Algoritmaları olabilir.

Organik trafiğiniz ne zaman düşse aynı tepkileri verirsiniz: Panik, kafa karışıklığı ve “Her şeyi eski haline nasıl getireceğim?” endişesi.

Bu durumda yapılması gereken tek şey şu: Bir önce dibi görmek. Bu sayede daha az sıralama, dönüşüm ve satış kaybı yaşamayı önlemiş olursunuz.

Bu gibi kriz anlarında mutlaka bir “beklenmedik durum planı” yapmalısınız. İşte şimdi bahsedeceğimiz 6 madde “beklenmedik durum planı”nızın demirbaşları olacak.

  1. Google Search Console

Google Search Console’u kontrol etmek yapmanız gereken ilk şey olmalı.

Nedeni basit: Google Search Console, web sitenizin organik trafiği ve daha fazlası ile ilgili birçok şey anlatıyor. İşte bu yüzden organik trafiğinize ne olduğunu anlamak için ilk adımınız Google Search Console olmalı.

Bunu yaparken;

Search Console’daki her taşın altına bakın.

Google Search Console sitenizin görünürlüğünü optimize etmenize ve indeksleme durumunu kontrol etmenize yardımcı olur. Search Console’un sitenizin iniş çıkışları ile ilgili birçok hayati bilginin merkezi olduğunu unutmayın.

İşte Search Console’da bulabileceğiniz birkaç özellik:

-Google mesajları (Örneğin; manuel aksiyonlar hakkında mesajlar)

-Sitenize link veren iç ve dış sayfaların listesi

-Site hataları

-Tarama oranları ve Googlebot erişimleri

-Web sitenizin SERP’te (Arama Motorlarının Sonuç Sayfaları) görünmesini sağlayan anahtar kelime araştırmaları

 

Bu bilgiler temel bir teşhis koymanıza yardımcı olur. Düşüş ne zaman başladı? Sitedeki hangi değişim sonrasında oldu? En iyi anahtar kelimelerinizin aranma oranı mı düştü? Ya da herhangi bir indeksleme problemi mi var?

Search Console’u kontrol etmek şuna benziyor: Evde elektrikler gittiğinde ilk yaptığımız şey sigorta kutusunu kontrol etmek. Benzer şekilde, web sitenizin trafiği düştüğünde ilk yapmanız gereken Search Console’u kontrol etmek.

  1. Tracking Code (Takip Kodu)

Bazen, trafiğin düşüş sebeplerinden biri doğru olmayan verilerdir. Bu verilerin en çok ortaya çıktığı yer ise web sitenizin takip kodudur. Çünkü web sitenizin yazılımında yapılan değişiklikler hatta Google Analytics eklentileri bile takip kodunuz için sorun yaratabilir.

Kısacası, daha karmaşık düşünmek yerine her şeyden önce web sitenizin takip kodunu en az iki kez kontrol edin.

Öncelikle takip kodunuzu doğru indirdiğinizden emin olun. Takip kodu bölümüne gidin – Admin sekmesinden kodu bulun – Takip bilgisine tıklayın – Takip kodunuz burada. Kodu bulduktan sonra sayfanın üst kısmından kodun durumunu kontrol etmeyi unutmayın. Bu kısım kodun doğru çalışıp çalışmadığı ve Google Analytics tarafından güvenilir olup olmadığı hakkında size bilgi verecektir.

Bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız kodu doğru indirdiğinizden emin olun ve Google Analytics Yardım sayfasından bu gibi sorunlarla ilgili bilgi alın.

  1. Google Algoritmalarındaki Değişim

2018’de SEO dendiğinde akla ilk gelen Google’ın gün içerisinde bile değiştirdiği algoritmaları. Raporlara göre şirketin algoritmalarını yılda 600 kez değiştiriyor. Bu değişikliklerin çoğu küçük değişiklikler olsa da aralarında trafiğinizi ciddi anlamda etkileyebilecek Hummingbird ve Panda gibi önemli güncellemeler de var.

Bu yüzden SEO dünyasındaki değişimleri yakından takip etmek çok önemli. The WordStream blogu SEO güncellemeleri için önemli bir kaynak. Bunun dışında Search Engine Land ve Search Engine Roundtable sayfalarını da takip edebilirsiniz.

Şu durumları anlamak da işinize yarayabilir:

-Google neyi cezalandırıyor?

-Bu değişiklikleri neden yaptı?

-Bu güncellemeler hakkında neler yapılabilir ve nasıl Google’ın “iyi” tarafında kalınır?

 

Bu durumların araştırmasını yaptıktan sonra sitenizin değişen Google algoritmalarına karşı dayanıklı olması işten bile değil.

  1. Link Kayıpları

Trafik düşüşünün bir diğer nedeni sitenizin link kaybetmesi olabilir. Bu yönlendirme trafiğinin kayıplarını direkt olarak görüyor olabilirsiniz ama bunun bir de dolaysız etkileri olabilir. Siteniz kendine yönlendirme yapan linkleri kaybettiğinde bu durum Google’a şu mesajı verir: “Site, artık bu konuda yetkin değil.” Bu da arama sıralamalarında düşüşe neden olarak organik trafiğinizin de düşmesine sebep olur.

Link kaybından şüpheleniyorsanız Majestic ya da Ahrefs gibi link sayar uygulamalarını kullanıp durumu kontrol edebilirsiniz.

Bu araçlar sayesinde aşağıdaki bilgilere erişebilirsiniz:

-Site genelinde link kaybı

-Belirli bir sayfaya yapılan linkleme kaybı

-Trafiği azalmış bir sayfaya yapılan linkleme kaybı

-Harici sayfalardan sitenize yönlendirme yapan linkleme kaybı

 

Bulduğunuz sonuçlara göre kaynağını aramanız gereken 2 durum var.

Öncelikle backlinklerinizi silen sitelerle iletişime geçebilirsiniz. Belki site sahibi size durumu detaylıca açıklayabilir.

Daha sonra link yapılandırma için kolları yeniden sıvamalısınız. Bu da şunları gerektiriyor:

Yüksek domain yetkinliği bulunan sitelerde ziyaretçi yorumları yazmak

Influencer-marketing alanında yaptığınız kampanyaları geliştirmek

Daha çok paylaşım ve backlink alabilmek için sosyal pazarlama yapmak

  1. Site Yenileme & Değiştirme Sorunları

Bazen web siteleri iş sebebiyle değişebilir çünkü SEO öncelikleri değildir. Eğer web sitenizi yenilediyseniz ya da değiştirdiyseniz ni bir trafik düşüşü gözlemleyebilirsiniz.

Yenileme ya da değişim sonrasında her şeyi doğru yaptığınızdan emin olmalısınz.

Örneğin; sayfa hızınızın iyi olması çok önemli.

Google, mobil sayfa hızının aramalarda bir kriter olduğunu açıkladı. (Bu noktada Google’ın mobil odaklı düşündüğünü unutmayalım.) Bu yüzden sayfa hızının önemli bir kriter olması çok normal.

Kötü bir site yenliği ya da değişimi şunları beraberinde getirebilir:

Hizmet kesintisi

Başarısız linklemeler

İçerik ya da metadata kaybı

Bozuk link ve görseller

İç bağlantı kaybı

Bu gibi durumların önüne geçmek için iş geliştiricilerinizle sürekli olarak çalışmalı ve olası problemler için planlar yapmalısınız.  

  1. İçerik Kalitesi

Organik trafik düşüşünü etkileyen en önemli faktörlerden biri sitenizdeki içeriklerin kalitesi. Google güncellemelerinden Panda, kalitesiz içeriklerle baş etmek için çıkarılmıştı. Panda, hala kalitesiz içeriği olan sayfaların arama sonuçlarında çıkmaması için çalışıyor.

Dahası, hepimiz uzun içerik ve arama sonuçları arasındaki ilişkiyi biliyoruz. Uzun içerik, arama sonuçlarında yükselmenizi sağlıyor. Ancak, uzun içerik Google için her zaman kaliteli içerik anlamına gelmiyor. Kısacası Google, kalitesiz içeriği cezalandırırken kaliteli içeriği de ödüllendiriyor diyebiliriz.

Peki kaliteli içerik üretmek için ne yapılmalı?

İçeriğinizi “Harika” bir içeriğe dönüştürün:

Trafik almayan içeriklerinizi tespit edip silin ya da geliştirin.Deindexing, deleting, or improving Uzun ama kaliteli içerikler üretin

Yüksek çözünürlüklü görseller kullanın

Kullanıcıların sorularına detaylı ve daydalı yanıtlar verin

Kullanıcı tecrübesini engelleyen pop-up ve reklamları azaltın

Kullanıcı dostu arayüzler tasarlayın

Kaliteli içerik üretmek için ilk adımı İçerik Bulutu’nun kullanıcı dostu arayüzü üzerinden yayıncı kaydı oluşturarak atabilirsiniz.

Organik trafik düşüşü yaşıyorsanız panik yapmanızı anlıyoruz çünkü bu daha az görünürlük anlamına geliyor. Ancak böyle bir durumda bunun gibi bir check-list bulundurmanız ve planlı bir şekilde ilerlemeniz organik trafiğinizin eski haline dönmesine yardımcı olacaktır.

Kaynak: https://www.wordstream.com/blog/ws/2018/07/13/organic-traffic-drops

Kim Bu İçerik Bulutu Yazarları? – 8

Uzun bir aradan sonra “Kim Bu İçerik Bulutu Yazarları?” röportaj serimizin sekizincisi ile karşınızdayız! Bu röportajda sizleri en freelance yazarlarımızdan Demosito ile tanıştırıyoruz. Kendisi hem bürolardan uzak bir çevirmen hem de tecrübeli bir içerik üreticisi. Hikayesini onun ağızından dinleyelim. Keyifli okumalar!

1. Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

1993, Mersin doğumluyum. Çocukluğumdan bu yana yaratıcı şeyler üretmeye ve özellikle de dil öğrenmeye merakım oldu. Yazı yazmak, kitap okumak ve okuduğum kitaplar hakkında yazılar okumak en sevdiklerim arasında. Seyahat etmeye olan merakımı Erasmus programı sayesinde gittiğim ülkelerle birlikte keşfettim. İçinde seyahat etmek olan bir iş sahibi olmak küçüklüğümden beri hayalini kurduğum bir şeydi. İçerik yazarlığı sayesinde bunu gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaşabiliyorsunuz.

2. Eğitiminizi nerede ve hangi alanda aldınız?

Hacettepe Üniversitesi’nde Almanca Mütercim Tercümanlık ile birlikle İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümünde çift anadal eğitimimi tamamladım. İçerik yazarlığı ile birlikte aktif olarak İngilizce ve Almanca freelance çevirmenlik de yapıyorum.

3. İçerik üretmeye nasıl başladınız?

İçerik üretmeye bir arkadaşımın tavsiyesi ile başladım. Eğitimini almış olduğum çevirmenlik mesleği gereği internet üzerinden araştırma yapmaya ve freelance olarak çalışmaya zaten oldukça alışıktım. Böyle bir meslek dalının var olduğunu duyunca hemen İçerik Bulutu hakkında öğrenebildiğim her şeyi öğrendim, internet üzerinden başvurumu yaptım ve çok geçmeden davetiyemi aldım. Başlangıç için kolay olacağını düşündüğüm birkaç konu hakkında yazdıktan ve İçerik Bulutu’nun ne kadar sistemli çalıştığını gördükten sonra daha profesyonel olarak bu işi yapmam gerektiğine karar verdim.

4. Uzman olduğunuz ve profesyonel olarak içerik ürettiğiniz alanlar nelerdir?

Özellikle edebi alanda ve kozmetik ürünlerde uzman olarak içerik üretiyorum. Seyahat ve eğlence ile ilgili konuları araştırmayı çok sevdiğim için o alanlarda da giderek kendimi geliştirmeye ve uzman olarak yazılar üretmeye başladım.

5. Sizce uzmanlık alanınızda içerik üretmenin içeriğin kalitesine katkısı nedir?

Uzmanı olduğunuz alanda içerik üretmek tabii ki uzmanı olmadığınız bir alana göre çok daha kolay. Öncelikle içeriğini yazacağınız ürün üzerinde daha az araştırma yapacağınız için içeriği yazma süreniz azalıyor. Ürünü çok daha iyi tanıdığınız için yazdığınız içeriğin doğruluk payı da doğal olarak diğer seçeneğe göre çok daha yüksek. Dolayısıyla ortaya daha kaliteli yazılar çıkıyor, bu da diğer bütün süreçleri hızlandırıyor ve sürece dâhil olan editörü ve talep sahibini de dâhil olmak üzere herkesi mutlu ediyor. Ama bildiğiniz bir konuda içerik yazmak her şeyden önce çok daha zevkli; iş gibi hissettirmiyor.

6. Son olarak içerik üreticiliği yapmak isteyen ama cesaret edemeyenlere söylemek istedikleriniz var mı?

Başlamak bitirmenin yarısı derler. İçerik üreticiliğinde bence bu oran %50’den de fazla. Bir kere başladıktan sonra devamı mutlaka geliyor ve ne kadar fazla içerik üretirseniz o kadar tecrübeli, ne kadar tecrübeli olursanız o kadar fazla içerik üretmek istiyorsunuz. İçerik Bulutu’nun ne kadar sistemli ve oturmuş bir platform olduğunu görünce zaten içerik üretmek size iş gibi gelmeyecek.

Mini Anket

Kâğıt mı klavye mi? İkisinin de yeri ayrı ama 2018 yılında artık klavye kâğıdı yendi sanırım.

Çay mı kahve mi? Kahveyle sevgili olabilirim ama kesinlikle çayla evlenirim.

Günlük mü blog mu? Günlük

E-kitap mı normal kitap mı? Normal kitap

İç mekân mı dış mekân mı? Kesinlikle iç mekân

Freelance Çalışanların Başarısızlık Sebepleri

Dünyanın her yerinden insanlar freelance çalışmak istiyor. Daha doğrusu freelance çalışmayı “kolay” zannediyor. “Zaten bir patron için çalışıyorum, kendi işimin patronu olup çalışma saatlerimi kendim belirlesem de olur!” düşüncesiyle hareket eden çok fazla insan var.

Ama iş pratiğe döküldüğünde maalesef her şey yolunda ilerlemiyor ve birçok freelancer daha başlamadan başarısız oluyor. İşin kötüsü, önceden böyle olacağını fark etmiyor bile.

O zaman, kaderinizi değiştirip başarılı bir freelancer olmak için siz ne yapacaksınız?

Bu işte sihirli asa ya da gizli bir formül yok

Çözüm çok basit: Harekete geçmek.

Blog okumak size fikir verir ama zamanınızın çoğunu yazıp çizmeye, okuyup planlamaya ayırırsanız bu işe başlayamasınız. İnternet üzerinden başarılı olmanın gizli yollarını keşfetmeyi bırakın. Onun yerine harekete geçin!

“Mükemmel” diye bir şey yoktur

Siz İnternet’ten topladığınız bilgilerle plan yaparken diğer freelancerların sizi geçip müşterilerle iletişime geçtiğini ve kazanmak istediğiniz parayı kazandığını unutmayın. Her geçen gün yeteneklerini geliştirip yaptığı iş daha iyi yapmanın yollarını arayan insanlar görüyoruz. Evet, yetenekler her zaman geliştirilmeli ama “mükemmel” olmak için çaba sarf ettiğiniz her an zaman kaybediyorsunuz.

En iyi freelancerlar işinde en iyi olan insanlar değil. En iyiler, güçsüz yanlarını bilen ve bunları iyileştirmek için yardım alanlar ama iyileştirmenin yolunun sadece blog yazıları okumaktan, e-kitaplar satın almaktan ya da öğretici videolar izlemekten değil işe koyulmaktan geçtiğini bilenler.

Müşteriler için güvenilir ve iş bitirici bir freelancer iseniz, size tekrar ve tekrar geleceklerinden emin olun. Eleştiriye açıksanız ve işi teslim ettikten sonra onların istemediği bir şeyi düzeltmeye hazırsanız mükemmelliği arama yolunda hissettiğiniz güçsüzlükleriniz, çok kısa bir sürede güçlü yanlarınız haline gelecektir.

Çalışmaya hazır olmak, işi almanın yarısıdır

Daha iyi olmanın ve freelance işler almanın yolunun harekete geçmek olduğunu öğrendik. Şimdi bilgi toplamayı bırakın ve freelance platformlarda yeteneklerinizin reklamını yapmaya başlayın. Facebook ya da e-mail gruplarına dikkat çekici önerilerde bulunabilir, onlardan referans olmalarını isteyebilirsiniz. Ne kadar çok kendinizi gösterirseniz, iş alma konusunda şansınızı o kadar artırırsınız. İlk işinizi aldıktan kısa bir süre sonra devamının geldiğini göreceksiniz!

Her gün yeni müşteriler edinmek için zaman ayırın ve geçmişteki müşterilerle olabilecek yeni projeler için irtibatta kalın. Sizin için dönüm noktası olduğuna inandığınız her projeden sonra fiyatınızı artırın ve yaptığınız işlerin mutlaka bir portfolyosunu tutun.

Şimdi-harekete geçin!

Kaynak: https://freelancernews.co.uk/the-major-reason-why-so-many-freelancers-fail-before-they-even-get-started/

 

Freelance Çalışmanın Geleceği: Milenyaller 9-5 Mesaisini Neden Bırakıyor?

Freelance çalışanların en çok imrenilen yanlarından biri, kendi çalışma saatlerini kendilerinin belirliyor olması. İşte bu yüzden 9-5 mesaisi artık çok geride kaldı!

Teknolojinin son yıllardaki gözle görülür artışı ile birlikte teknolojik gelişmeler her geçen gün hayatımızda daha fazla yer edinmeye başladı. Alışverişten eğitime hatta çöpçatanlığa varan kategorilere artık iş fırsatları da eklendi. Elance ve Upwork’in veri tabanlarına göre; geleceğin en popüler freelance işlerinin seslendirme, hukuki danışmanlık, tasarım ve Korece çevirmenlik alanları olacağı öngörülüyor.

53 milyondan fazla Amerikalı freelance çalışıyor. Bu da Amerikan iş gücünün 3’te 1’i anlamında. 2020 yılına kadar bu rakamın iş gücünün yarısına çıkması bekleniyor.

Milenyaller, freelance çalışmanın hem girişimcilere hem de freelance çalışanlara verdiği özgürlük ve esnekliği istiyor çünkü 9-5 çalışma, onlar için eski usül koşullu hareketlilik ve heyecansız bir yaşam anlamına geliyor. Yani milenyaller, sadece çalışmaya değil yaşamaya da odaklanmak istiyor.

Gelecekteki en popüler 10 işten biri tartışmasız freelance çalışma. En rahat 9-5 işler bile katı bir şekilde yapılandırılan ve aslında milenyallerin “kariyer hedefi” tanımına uymayan işler.

CareerFoundry, konuyla ilgili şöyle bir istatistik paylaşıyor: “Son 5 yılda freelancerların geliri %50 arttı.” Kısacası artık asıl mesele freelance çalışmak. Şu an ise en iyi freelance çalışma yöntemi İnternet mucizesini kullanarak teknolojik bir iş yapmak.

Birçok insan bu noktada nasıl freelance iş bulacağını düşünüyor. Yurt dışında Freelancer ve Upwork gibi büyük platformlarda alanınıza uygun iş bulabilirsiniz. Türkiye’de ise en büyük freelance topluluğu İçerik Bulutu’na katılarak içerik üreticisi olabilirsiniz.

Freelance çalışmanın, 9-5 mesaisinin verdiği güveni vermeyeceği kesin ama birçok insanın bu rahatlığı özlemediği de rakamlarla sabit. Geleceğin iş fırsatları, evinizin rahatlığında erişebileceğiniz gibi şekilleniyor. İşte bu yüzden sizi 9-5 işlerin neden geleceğin işleri olmadığını anlamaya davet ediyoruz.

Freelance Çalışmanın Freelancer için Yararları

%33’ünü milenyaller oluştursa da freelance çalışanların çoğu orta yaşlı. Bunun sebebi birçok yetişkinin freelance çalışmanın avantajlarını günbegün daha iyi fark ediyor olması. Bunun yanı sıra iş dünyası da freelancerların yüksek kaliteli, dolayısıyla iyi ödeme gerektiren işler yaptığını fark ediyor.

Freelance çalışanların en çok imrenilen yanlarından biri kendi çalışma saatlerini kendilerinin belirliyor olması. İşte bu yüzden 9-5 mesaisi artık çok geride kaldı. Çalışanlar artık katı bir yapı altında boğulmak zorunda değil, bunun yerine ne zaman ve nerede çalışacaklarını seçme özgürlüğüne sahip.

Her şeyden önemlisi, muhtemelen serbest çalışanların en önemsediği faktör, zevk aldıkları bir şeyi yaptıkları için para almaları. 9-5 mesaisiyle çalışanlar, yeteneklerini sergileyebilir ve bunu yapmanın tadına varabilir ancak hiçbir zaman bireysel becerilerini maksimum seviyeye getiremezler. İşte serbest çalışma, konu yeteneğe geldiğinde bu dengeyi kurmayı sağlar.

Freelance çalışanların çoğu sigorta gibi önemli bir güvenceden mahrum da kalsa yine de bu durumdan rahatsız olmadıklarını ifade ediyor. Zaten Freelancers Union gibi platformlar sağlık gibi temel ihtiyaçlar konusunda freelance çalışanlara kolaylık sağlamaya da başladı ve bu gibi platformlar çoğalmaya da devam ediyor.

Freelance Çalışmanın Geleceği

Merak etmeyin, 9-5 mesaisi tamamen yok olmuyor. Sektördeki işlerin sadece bir kısmı freelance ekonomide yerini alabildi. Ancak gelecek, bir tıkla esnek saatler ve bol yetenek sunan tonlarca kariyer fırsatı ile dolu. Günümüzde ise freelance çalışma gücünün ekonomiye katkısı zaten 715 milyar doları aşmış durumda.

Büyük olasılıkla, birçok işletme çok yakın bir gelecekte hibrit freelance ve mesai karışımı bir hibrit model uygulamaya başlayacak ancak bazıları ise % 100 serbest çalışmayı tercih edecek. Geleceğin bir parçası olmak istiyorsanız geleneksel 9-5 mesaisinden uzaklaşın ve durumu ciddiye alın. Fırsat kapıda, açacak mısınız?

Kaynak: https://socialmediaweek.org/blog/2016/04/future-freelancing-millennials-abandoning-9-5/

Uzayıp Kısalsa da Etkisi Aynı Meta Açıklaması Nedir, Ne Değildir?

2018’in Mayıs ayında Google’dan gelen yepyeni bir haberle son birkaç aydır yapılan SEO çalışmalarının yeniden düzenlenmesi söz konusu oldu. Kasım 2017’de maksimum 160 karakterden maksimum 320 karaktere yükseltilen meta açıklaması uzunluğu, yeniden 160 karaktere indirildi. Ancak uzunluğu ne olursa olsun meta açıklamasının hem SEO hem de kullanıcı deneyimi aşamasında etkisi hala çok büyük.

Bilmeyenler için Meta Açıklaması Nedir?

Meta açıklaması, arama sonuçlarının listelendiği sayfalarda web sitesini tanımlamak için kullanılan, meta başlığının ve web sitesi adresinin hemen altında yer alan bir HTML etiketidir. Bu açıklama, web sayfasını en iyi şekilde tanımlamak ve ziyaretçiyi sayfaya yönlendirmek için kullanılır.

Sadece web sayfasının ana sayfası ve kategorileri için değil her bir içerik için de üretilen bu açıklamaları en uygun şekilde oluşturarak Google tarafından üst sıralara çıkarılabilirsiniz.

Google Meta Açıklamanızı Beğendi!

Google tarafından uygun bir meta açıklaması oluşturmak için öncelikle açıklamanın ve karşıladığı sayfanın içerik açısından uyuşması gerekir. Bu nedenle meta açıklaması üretilirken ilgili sayfanın verdiği bilgi, fayda ya da hizmetler mutlaka belirtilmelidir.

Tüm içerik türlerinde olduğu gibi meta açıklamalarda da meta başlıklarında da anahtar kelime kullanımı oldukça önemlidir. Ancak bunu yaparken tüm anahtar kelimeleri 160 karakter içerisinde sırayla yazmaktan bahsetmiyoruz elbette. Sayfayı açıklarken anahtar kelimeyi en doğal ve en uygun şekilde yazmalısınız.

Davetiyenizi En İyi Şekilde Hazırlayın

Yukarıda sıraladığımız basit ama etkili altın kurallar, Google’ın sayfalarınızı arama sonuçlarında üst sıralara çıkarmasını sağlayacaktır. Peki, bir taraftan da kullanıcı dostu içerikler üretmek için nelere dikkat etmeniz biliyor musunuz?

Siteniz için bir nevi davetiye niteliği taşıyan meta açıklamasının nasıl üretileceği konusunda fikir edinmek için “Meta İçeriği Üretirken Dikkat Etmeniz Gereken 5 İpucu” adlı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

Uzunluğu ne olursa olsun etkisini hiç kaybetmeyecek meta açıklamalarını uzman yazarlara emanet edip işinizi geliştirmeye odaklanmak isterseniz İçerik Bulutu yayıncı ekranlarınız üzerinden hemen siparişinizi oluşturabilirsiniz.

Hala yayıncı hesabınız yoksa (bu gerçekten kalbimizi kırar) hemen bir yayıncı hesabı oluşturabilir, (işte şimdi oldu!) sitenizin tüm içeriklerini alanında uzman, profesyonel yazarların üretmesi için taleplerinizi oluşturmaya başlayabilirsiniz!